Resimli Okuma Rehberleri Seti (4 Kitap)

Resimli Okuma Rehberleri Seti (4 Kitap)
  • 160,00 TL
    112,00 TL
    TRY
  • %30
  • Yayınevi

    : YEM Yayın

    Yazar

    :Kolektif

    Dil

    : Türkçe

    Barkod

    : 9789990521320

    Bu üründe kargo bedava
    2 iş gününde kargoya verilir

“NASIL OKUNUR?” SETİ

 

YEM Yayın’ın son yıllarda mimarlık, tasarım, kültür, sanat kitapları arasında en çoksatan kitaplar sıralamasında en üst sıralarda yer alan bu “Nasıl Okunur?” dizisi kitapları cebe sığacak kadar küçük, ama farklı konular hakkında doğru bilgiler içerecek kadar büyük olan benzersiz birer el kitabı niteliği taşıyor. Bu dizi setinde yer alan kitaplar şöyle:

 

 

BİNALAR NASIL OKUNUR? / Resimli Bina Okuma Rehberi

 

Binalar Nasıl Okunur? / Resimli Bina Okuma Rehberi, cebe sığacak kadar küçük, ama farklı konular hakkında doğru bilgiler içerecek kadar büyük olan benzersiz bir el kitabı niteliğinde. Pratik bir rehber işlevi gören kitap, ilk kez yayımlandığı 2008 yılından bu yana 15 dile çevrildi ve dünya çapında 120 binin üzerinde satış rakamına ulaştı.

Binalar Nasıl Okunur? / Resimli Bina Okuma Rehberi, Antik Yunan’dan itibaren farklı çağlara ait yapıların ayırt edici özelliklerini inceliyor; bir binayı tanımlamak ve tarihsel bağlamı içinde değerlendirmek için gerekli ölçütleri belirtiyor; açıklamalar ve zarif gravürlerle birlikte mimari üsluplar ve yapı öğeleri üzerine detaylı bir görsel mimarlık sözlüğü oluşturuyor. Binalar Nasıl Okunur? / Resimli Bina Okuma Rehberi, mimari üslupların, bina türlerinin, belirli tasarım yaklaşımları içinde biçimlenen yapı öğeleri ve malzemelerin oluşumu ve tarihsel gelişimi hakkında kısa ama açıklayıcı ipuçları veriyor. Her bölümde belirli bir yapı öğesi ele alınarak farklı coğrafyalardan örneklerle, tarih boyunca geçirdiği dönüşümlerin izi sürülüyor. Kitaptaki gravürler ise, okuyucunun anlatılanları gözünde kolayca canlandırmasına yardımcı oluyor.

 

SEMBOLLER NASIL OKUNUR? / Resimli Sembol Okuma Rehberi

 

Semboller Nasıl Okunur? / Resimli Sembol Okuma Rehberi yeryüzünde eski çağlardan günümüze sanatta kullanılan sembollerin zengin kavram dünyasını ayırt edip anlamayı amaçlayan pratik bir giriş kitabı. Farklı kültürlerin belli başlı sembollerinin anlamlarını, kökenlerini, anlatım ve tasarım biçimlerini yaratıldıkları coğrafyalara göre gruplandırarak belirli temalar çerçevesinde inceliyor. Bu küçük ve sevimli cep kitabı konuyla ilgili akla gelebilecek her türlü soruya görseller eşliğinde kısa ve öz cevaplar veren kapsamlı bir rehber.

Konunun özünü kolayca kavratan kısa açıklamalarla birlikte 500’den fazla görselin bulunduğu kitapta, okurun farklı uygarlıklara ait sanat eserleri ve tasarım nesnelerinde rastlanan sembollerin dilini çözüp verilen mesajı anlamasına yardımcı olacak çeşitli ipuçları sunuluyor. Kutsal imgeler, kimlik işaretleri ve sembolik sistemler incelenerek farklı kültürler arasında karşılaştırma yapıp benzerlikleri ve farklılıkları keşfetmesi sağlanıyor. Bu küçük ancak hacimli cep kitabı dünya üzerindeki farklı kültürlerin tarih boyunca sanat eserlerinde ve tasarım nesnelerinde kullandıkları, arketip kabul edilen sembolleri keyifle “okuyarak” kavramamızı amaçlayan bir rehber.

 

RESİMLER NASIL OKUNUR? Anlam Yöntem Okuma Rehberi

 

YEM Yayın’ın, büyük beğeni toplayan ve dünya çapında yüz binlerce adet satılan Binalar Nasıl Okunur? ve Semboller Nasıl Okunur? adlı kitapların ardından dizisinin üçüncü kitabı Resimler Nasıl Okunur? da raflardaki yerini aldı.

 

Batı Avrupa’da özellikle Rönesans sonrasında hızla gelişen resim sanatının tarihini, teknik gelişimini ve resimlerin ifade ettiklerini, farklı türden 50’den fazla tanınmış örnek üzerinden, ayrıntılı anlatımlarla öğrenmeye ne dersiniz?

 

Bu son derece kullanışlı cep kitabı, dünya çapında tanınmış çok sayıda sanat yapıtı ve onların ilgi uyandıran öyküleri aracılığıyla Batı Avrupa resim geleneğine kapsamlı bir bakış olanağı sunan pratik bir rehber niteliğinde. Resimler Nasıl Okunur?’da sunulan yapıtların her biri, çözümlendiğinde güzelliklerini ve içsel niteliklerini daha etraflıca değerlendirebilmemizi ve resimleri genel olarak nasıl okuyacağımızı anlamamızı sağlayan sanatsal dilbilgisinin çeşitli noktalarını öne çıkarıyor. Resimlerin ayrıntılı olarak incelemesinin ötesinde kitabın sonunda yer verilen “açıklamalı sözlük” ile de belli başlı kavramların anlamları okuyucuya sunuluyor.

 

Resimler Nasıl Okunur? bilgilendirici yorumlar eşliğinde sunduğu bir dizi resimle okurlara resim sanatına dair bilgilerini hızlıca geliştirme olanağı sağlıyor. Ayrıca çeşitli resimleri daha yakından inceleme, bunların öykülerini ve yapım yöntemlerini keşfetme fırsatı sunuyor. Kitap, okurların her türlü resimden keyif alabilmeleri için bilgi ve becerilerini artırarak resim sanatını anlamalarına ve deneyimlemelerine katkı sağlıyor.

 

Kitabı kaleme alan sanatçı ve yazar Liz Rideal, ilk bölümde bizi resmin beş temel bileşeni (şekil ve resim yüzeyi, boya ve malzeme, komposizyon, üslup ve teknik, işaretler ve semboller) ile tanıştırıyor. İkinci bölümde ise tanınmış 50 yapıtı detaylı bir şekilde çözümleyerek resmin beş önemli teması olan portre, manzara, öyküleme, natürmort ve soyut resme genel bir giriş yapmamızı sağlıyor.

 

EVLER NASIL OKUNUR?/ Resimli Ev Mimarisi Rehberi

 

İster basit bir yarı müstakil ya da müstakil bir kır evinde, ister bir apartman dairesinde ya da bir kutu içinde güzelce paketlenmiş bir prefabrik evde yaşayın, ev dediğimiz şey, başımızı sokacak bir çatıdan ibaret değildir!

 

Seyahat ederken rahatça yanınızda taşıyabileceğiniz kadar kompakt, ama aklınızdaki pek çok soruya gerçek örneklerle cevap verebilecek kadar kapsamlı bu el rehberi, her evin tarzını ve tarihsel bağlamını tanımlayan görsel ipuçlarıyla birlikte mimari sözdağarcığının anlaşılmasını sağlıyor.

 

Evler Nasıl Okunur? konut amaçlı mimari yapıların konumlandıkları yeri, inşa edildikleri dönemin modasını ve devrin teknolojik maharetini yansıtan, Tudor’un ahşap iskeletinden tutun son derece sıradışı çözümlere varıncaya kadar çeşitliliğini tanımak ve değerlendirmek üzere meraklıları için hazırlanmış bir rehber.

 

İster basit bir yarı müstakil ya da müstakil bir kır evinde, ister bir apartman dairesinde ya da bir kutu içinde güzelce paketlenmiş bir prefabrik evde yaşayın, ev dediğimiz şey, başımızı sokacak bir çatıdan ibaret değildir: Kişiseldir. Kimi evler sıradandır, konumlandığı yerin mimarisinin ve eldeki yapı malzemelerinin bir ürünüdür; kimileri ise çok abartılıdır, varsıllığıyla öne çıkar, buram buram teknolojik gelişme ya da aşırı eklektisizm kokar. Elinizde tuttuğunuz bu alımlı, merak uyandırıcı kılavuz, mimarlığın bugün içinde yaşadığımız görece mütevazı konutları nasıl etkilediğini ve şekillendirdiğini açığa çıkarıyor. Cebinizde rahatça taşıyabileceğiniz boyutlarıyla bu kitap, mimarisi ne olursa olsun, her evde göze çarpan mimari ipuçlarını didiklemenizi sağlayacak; sözgelimi evin simetrisinde Rönesans’ı, Neoklasik düzeni görecek, gösterişli süslemelerde Victoria döneminin havasını soluyacak ya da yalınlıkta Modernizmin minimalist yaklaşımının hikmetini keşfedeceksiniz.

 

Evler Nasıl Okunur? / Resimli Ev Mimarisi Rehberi aynı zamanda simgesel önemi olan evlere yaptığınız ziyaretleri daha iyi değerlendirmenizi sağlayıp kendi evinizi ya da çevrenizi mimari açıdan keşfetmenize zemin hazırlıyor. Klasik örneklerin güzelce çizilmiş illüstrasyonları, fotoğrafları ve anlaşılır bir dille yazılmış uzman görüşleri sayesinde evlerin malzemeleri ve bileşenlerinin yanı sıra ana mimari tarzlara açıklık getiriyor.

 

 

 

 

 

 

 


Mimarlık, grafik tasarım ve sanat gibi birbirinden farklı kategorilerde yüzlerce kitap için tıklayın!

 

 

 

SEMBOLLER NASIL OKUNUR ? 

 

Hepimiz sanatın duyusal ve estetik olarak çekici niteliklerinden zevk alabiliriz; ayrıca hepimiz sanatın büyüleyici, haz verici, sarsıcı ve yanı sıra bunaltıcı, şok edici ve tiksindirici gücünü tecrübe etmişizdir. Ancak bir sanat eserinin yüzeyinin altında yatana bakmadıkça ve bu yolla neye bakmakta olduğunuzu anlamadıkça, göreceğiniz şey bir resmin ancak küçük bir kısmıdır. Zira sanat daha çok semboller yoluyla iletişime geçer ve her sembol başka bir şeyi temsil eder.

İpuçlarını yakalamak ve sanatçıların resimlerinde ve el yapımı nesnelerinde kodladıkları sembolik kaynaklar arasında bağlantı kurmak, anıştırmaların ve gizli anlamların o zengin diyarına açacaktır gözlerinizi. Zira sembolizmin kadim gücünden yararlanarak hem sanatçı hem izleyen, insan ruhunun en derinlerine inebilmek için, sanatsal üretim araçları ve kültürel uzlaşımların getirdiği kısıtlamaların çok ötesine seyahat etme olanağı bulur.

Bu kitaptaki sembolik imgeler sırasıyla kutsal semboller, kimlik sembolleri, sembolik sistemler ve bazı örneklerde de alegorik semboller başlıkları altında, hem tematik hem de coğrafi olarak düzenlendi. Ne ki bazı sembollerin bu sınırları aşması, dolayısıyla da birden fazla kategoride yer alması –insan bilincinin ve kültürünün karmaşıklığının bir delili olarak– dikkat çekicidir.

Bazı sembollerin –örneğin renklerin ya da bazı kuşlar ve hayvanların temsil ettiği niteliklerin– pek de açıklamaya ihtiyacı yoktur, zira bunlara içgüdüsel düzlemde tepki veririz. Hakikaten de psikanalist Sigmund Freud ve Carl Gustav Jung’un çığır açıcı çalışmaları ışığında biliyoruz ki, insan zihni sembollerle düşünmek ve iletişim kurmak üzere donanmıştır ve sembollerin, özellikle de arketiplerin dili zaman ve uzamı aşar. O nedenle, elinizdeki kitapta göreceğiniz birçok sanat eseri ve onlarla bağlantılı olarak tartışılan birçok sembolik detay, sembolizmin gerçekten de kadim ve evrensel bir dil olduğunu kanıtlamaktadır.

Bununla beraber, yeryüzünde farklı uygarlıklar, inançlar, topluluklar ve kültürler ortaya çıkıp gelişmiş, böylece her biri, kutsal kavramları, bireysel ve kolektif kimliklerin farklı yönlerini, soyut teorileri ve fikirleri tasvir ve ifade etmek yoluyla kendisine ait sembolik bir kelime dağarcığı geliştirmiştir. Bu kitap sembollerin gramerini ve sembolizmi, her dönemden ve kıtadan bir dizi muhteşem sanat eserine referansla özetleyerek, Oscar Wilde’ın sözleriyle, sanatın nasıl “aynı anda hem yüzey hem de sembol” olduğunu büyüleyici bir şekilde kavramamızı sağlamaktadır. 

 

BİNALAR NASIL OKUNUR ?

 

Çoğumuz her gün yüzlerce binanın önünden geçeriz. Bu binaların bazılarının farklı ya da özel olduğunu kolayca fark ederiz. Peki ama ne bakımdan farklıdırlar? Ne zaman ve niçin inşa edildiler? Elinizdeki kitap bu soruların yanıtlarını bulmanıza yardım edecek ve binaları anlamak için gereksinim duyduğunuz becerileri edinmenizi sağlayacak. Binanın tamamını ve bağımsız parçalarını gösteren gravürleri kullanarak, Antik Yunan’dan günümüze kadar gelen her çağa ait yapının anahtar özelliklerini tanımayı öğreneceksiniz.

Bina yapma sanatı olarak mimarlığın kendine ait bir dili vardır ve binaları okumak tıpkı herhangi bir dilde okuma yapmak gibidir: Başlamak için temel bileşenleri anlamamız gerekir, ama bir kere dilin yapısını kavradınız mı her şeyi okuyabilirsiniz.

Mimarlığın gramerini oluşturan üç anahtar konu vardır: Çağa bağlı üsluplar, farklı bina türleri ve yapı malzemeleri. Bunların tamamı binanın görünümünü son derece etkiler. Bu nedenle kitapta her birine bir bölüm ayrılmıştır. Bu ‘gramatik’ yapı içinde, binanın bağımsız parçalarına ait sütun, şömine, çatı, merdiven, pencere ve kapı gibi elemanları kapsayan bir mimari vokabüleri (sözcük dağarcığı) mevcuttur. Dekoratif bezeme de bu vokabülerin önemli bir parçasıdır. Kitapta yine bunlara ait ayrı bölümler bulunmaktadır. Ancak sizin de fark edeceğiniz üzere; üslup, bina türü ve malzemelerin gramatik yapısı tutarlı bir çerçeve sağlamakta, her bağımsız parça bunun içine girmektedir.

Bir binayı okumak

Özel detaylara girmeden önce mimari dilin öğelerinin birbirini nasıl tamamladığını gösteren bir örneğe bakalım. Burada gösterilen iki bina üzerinde düşünün. Ne olduklarına veya nerede bulunduklarına takılıp kalmayın; sadece benzerliklerine ve farklılıklarına dikkat edin. Farklılıkların ne olduğu açık: Soldaki Hephaistos Tapınağı uzun ve alçakken, sağdaki St. Pancras Kilisesi’nin ortasında yüksek bir kule var. Biraz daha yakından bakınca benzerlikler ortaya çıkmaya başlar: Kilisedeki detaylandırma daha hafif ve incelikli olmakla birlikte, özellikle kilisenin üçgen bir alınlıkla tamamlanan altı sütun dizisi ile tapınağın cephesi birbirine çok benzer. Bu bir tesadüf değildir. 19. yüzyılın başlarında inşa edilen kilise Yunan Yeniden Canlandırma üslubundadır. Dolayısıyla detayları kasıtlı olarak bir Antik Yunan tapınağını taklit eder. Kitabı bitirdiğinizde bu gibi karşılaştırmaları kolaylıkla yapabiliyor olacaksınız.

 

RESİMLER NASIL OKUNUR ?

 

Birçok resim hiçbir gayrete gerek duymadan, olduğu haliyle hoşa gitse de, bunlardan aldığımız keyif, bakma becerimizi geliştirerek artırılabilir. Sanatçılar kendilerini zorunlu hissettikleri için resim yapar, duyguları, durumları ve yaşamı kendilerince tanımlamak için bizi çevreleyen dünyadan esinlenerek paralel bir yapıyı boya kullanarak oluştururlar. Bu kitapta farklı türden resimler, onları derinlikli olarak incelememiz ve arkalarında yatan nedenleri, anlattıkları hikâyeleri anlamayı öğrenmemiz için özellikle seçilmiştir. Elinizdeki, bütünü kapsayıcı bir sanat tarihi kitabı değil, zaten bunu da amaçlamıyor. Daha mütevazı bir amaçla okuru sanat anlayışını ve bilgisini geliştirmeye davet ediyor.

 

İncelememizin başlıca dayanağı, tuval ya da ahşap üstüne yağlıboya. Önceleri özel bir kraliyet sarayı olan ve 1793 yılında dünyanın ilk kamuya açık sanat galerisine dönüştürülen Louvre’da ikamet eden iki güzel kadının karşılaştırmasıyla başlıyoruz. Hem Leonardo’nun Mona Lisa’sı hem de Marie-Guillemine Benoist’nın kimliği belirsiz kadını esrarengizdir; ikisi de tarihin birer dönemini temsil eder. Vücutlarının güzelliğini ortaya çıkaran kumaşlar içinde, sakin, kendilerine güvenleri tam ve durgun, eller dayanmış halde görünürler. Biri galerinin en çok ziyaret edilen ve rağbet gören resmiyken, öbürü sarayın karşı tarafında, sessiz bir köşede oturur. Modelinin çıplak memesi başka türlü bir esaretin devam ettiğini ortaya koysa da Benoist’nın portresi sömürge topraklarındaki köleliğin kalkmasını kutlamaktadır. Leonardo’nunki ise atölyesinden hiç çıkarmadığı olası bir evlilik portresidir. Her iki resim de gizemlidir ve bu nedenle bizlerde merak uyandırmayı sürdürür.

 

Sanat sözcüklerin olmadığı görsel bir dildir, dolayısıyla sanat yapıtları üzerine sözlü veya yazılı iletişime dayalı çıkarımlar, her ne kadar paralel de olsalar, gerçek bir eşdeğer olamazlar. Diğer taraftan, resimler üzerine tartışmak imgeyi anlayıp, ondan keyif almamıza ve yaratım süreci hakkında daha çok şey öğrenmemize olanak sağlar.

 

Resim durağan olabilir, yine de başka yönlerden sarsıcıdır. Bugün etrafımızdaki görsel dünyayı anlayış biçimimiz –reklamlar, hareketli imgeler ve bilgisayarda hazırlanan grafikler– toplumun sofistike “okumalar” yapabileceğini ortaya koyar ve bu durum, resmi de içerecek şekilde genişletilebilir.

 

Resimlerin bu alışılmadık sıralanışı bize, sanat koleksiyonculuğuna ilişkin tutumlar hakkında bir fikir vermektedir. Johann Zoffany’nin Kraliçe Charlotte tarafından sipariş edilmiş, 18. yüzyıla ait resmi, Floransa’da Uffizi Sarayı’ndaki, Toskana Grandükü’ne ait Medici Koleksiyonu’nun başyapıtlarının bulunduğu özel altıgen odayı gösterir. Resimde, bu Rönesans yapıtlarının “salon tarzında” (sıralı olarak duvarları kaplayacak şekilde) asılma biçimini ve yapıtların önemli noktalarını tartışan aristokrat turistleri görüyoruz. Zoffany o kadar ince çalışmıştır ki, Raffaello, Holbein ve Rubens’e ait resimleri seçebilir ve hatta hangi asilzadenin hangi sanat yapıtını tartıştığını ayırt edebiliriz. Bu yapıt bizlere sanatsal üslup ve konuların bolluğundan bahseder.

 

Sert bir karşıtlıkla, Peter Davies’in resmi, özgün fikirlerini gizemli bir şekilde içine yerleştirdiği bir alışveriş listesi biçimindedir. Bu resim, kitabın kapsamını bir hamlede genişleterek bize büyük bir kolaylık sağlar. Kraliçe Charlotte’un Grandük’ün sanatsal zevkleriyle ilgili çıkarımlar yapmasına benzer bir şekilde bu “metin” resim, bize Davies’in beğenilerine dair fikir yürütme olanağı tanır. İki yapıtta değişik biçimde ortaya konan “koleksiyon” (sınıflandırma) şekli, resim gruplarını farklı yollarla inceleme olanağı sunar. Bu, elinizdeki kitabın düzenlenmesi sırasında da üzerinde çalışılan bir fikirdir.

 

Amerikalı sanatçı John Baldessari’nin yapıtı Resim nedir (1966-8) yazıyla resmedilmiş bir metinden oluşur; ART IS A CREATION FOR THE EYE AND ONLY BE HINTED AT WITH WORDS (Sanat göze yönelik bir yaratımdır ve sözcüklerle sadece sezdirilebilir). Kavramsal sanatçı Marcel Duchamp, bir sanat yapıtının varlığının hem sanatçıya hem de seyirciye bağlı olduğunu savunmuştur. Batı sanatı, ayırdına varabileceğiniz ama uzmanlık ve yöntemlerine aşina olmadan tam olarak anlayamayacağınız bir dilde konuşur. Bir yapıtın yatırım değeri taşıyan bir başyapıt mı, yoksa sadece adı sanı bilinmeyen bir sanatçının resmi mi olduğunu zaman gösterir. Sanatın güzelliği onu algılayan kişiye göre değişir ama sanat üzerine düşünmek, ona bakmak çoğu zaman ücretsizdir, hayli tatmin edici ve ödüllendirici olabilir.

 

Beğeni özneldir ve sanat tercihi tamamen beğeniye göre belirlenir. Bununla birlikte, yargıda bulunmak için öncelikle kriterleri anlayabilmek gerekir. Herkes “ben neyi beğendiğimi biliyorum” diyebilir, ama gerçekten biliyor musunuz? Ve nasıl bilebiliyorsunuz? Yargılarınızı şekillendiren nedir? Önyargı mı yoksa bellek mi, duygu mu yoksa eğitim mi? Belki bu kitap zihin gözünüzü, entelektüel problemler ve hazlarla, kimi zaman da varılan sonuçlarla genişletebilir.

 

EVLER NASIL OKUNUR ?

 

Katedraller ve gökdelenlerden tutun da yol gişeleri ve otobüs duraklarına kadar çok farklı yapı tipleri vardır ama hiçbiri ev kadar, içinde yaşadığımız yer kadar, tanıdık gelmez bize. Gelgelelim, mimarlık ikonlarını görmek üzere gezintiye çıkarken olsun, turist rehberlerini en saygın ve tarihi yapıların görselleriyle süslerken olsun, bir tasarım dergisinin sayfalarında suratımıza boca edilen bir mimar fantezisi değilse şayet, ev tasarımına pek dikkat etmeyiz. Oysa hemen her ev bir ya da birden fazla mimari tarza göre tasarlanmıştır. Büyüklüğü, şekli, planı, detayları ve dekorasyonu, ya belirli bir mimari akımı açık seçik ifade eder ya da mimarın evi tasarlarken ilham aldığı tarzla ilgili ipuçları verir. Evler mimarlığın insanlık tarihini diğer yapı tiplerinden çok daha iyi anlatır.

 

Üstelik ev tasarımı, ortaçağdan beri mimarların ve yapı ustalarının milliyetinden her zaman etkilenmiştir. Küçük mimari detayları, izlerini belirli bir ülke ya da yerleşime kadar sürerek tanımlamak mümkündür. Örneğin Kuzey Amerika, ağırlıklı olarak, kendi geleneksel inşaat tekniklerini de yanlarında getiren Avrupalılar tarafından kolonileştirilmiş, böylece ortaya Kolonyal tarzlar çıkmıştır. Ama zamanla bu münferit ulusal tarzlar (yerleşimciler gibi) birbirine karışmış ve mimarlıkta yeni bir Amerikan Kolonyal tarz doğmuştur.

 

Peki, geçmişte yapı ustalarını ve mimarları farklı tarzda evler yaratmaya, mimari modalardan kimisini takip edip kimisinden el çekmeye iten hangi dürtüdür ki bugün de tasarımcılara ilham vermektedir? Yanıtlar çok ve muhteliftir ama bir evin tasarımında hemen her zaman gözle görülür. İçyüzünü az buçuk bilirseniz kolayca görürsünüz.

 

İki ev resmine bakalım. Mark Twain Evi’nin ihtişamıyla kıyaslandığında, işlevsellik adına aşırılıktan imtina eden Villa Savoye’nın adeta duygulardan arınmış yalınlığı alakasız durur. Burada anahtar, her bir evi diğerinden farklı kılan öğelerdir. İpuçları her yerdedir. Bu iki arketipte olduğu gibi hemen fark edilmeyebilirler fakat dikkatle bakıldığında en alelade ev bile tarzını ve tasarım geçmişini ifşa etmeye başlar. Mesele nasıl bakacağını bilmektir; bu kitabı okuduktan sonra konut mimarisinde tam bir hafiye kesileceksiniz.

SEMBOLLER NASIL OKUNUR? 

İÇİNDEKİLER

Başlangıç                                              

Semboller ve Sembolizm                      

Sembollerin Grameri                          

SEMBOLLER                                     

Afrika                                                 

Amerika                                             

Asya                                                   

Avrupa                                             

Okyanusya                                       

Sözlük                                              

Kaynakça                                          

Dizin                                                

Teşekkürler

 

BİNALAR NASIL OKUNUR?

İÇİNDEKİLER

 

Giriş                                              

Bina Türleri                                 

Üslup Bilgisi                               

Malzemeler                                 

Sütunlar ve Sütun Başlıkları       

Kemerler                                     

Çatılar ve Kalkan Duvarları       

Tonozlar                                    

Kubbeler                                   

Kuleler                                      

Kapılar ve Saçaklar                   

Pencereler                                 

Merdivenler                              

Bacalar ve Şömineler                

Bezeme   

Sözlük                                       

Dizin                                         

Teşekkürler                             

 

RESİMLER NASIL OKUNUR ?

İÇİNDEKİLER

 

Giriş                                        

Resimlerin Dilbilgisi

Şekil ve Resim Yüzeyi           

Boya ve Malzemeler              

Kompozisyon                        

Üslup ve Teknik                    

İşaretler ve Semboller            

Sanatçı                                  

Ayrıntılarıyla Resimler

Portre                    

Manzara                

Öyküleme           

Natürmort             

Soyut                    

Ekler

Sözlük                                 

Resim Rehberi                     

Galeri Rehberi                     

Dizin                

 

EVLER NASIL OKUNUR ?

İÇİNDEKİLER

 

Giriş

Ev Tipleri 

Malzemeler    

Bileşenler       

Ev Tarzları 

Tudor

Rönesans        

Amerikan Kolonyal   

George Dönemi          

Neoklasik       

Victoria Dönemi

Arts and Crafts

Prairie

Modernist

Monte Evler

Sıradışı Yaklaşımlar   

Ekler 

Sözlük            

Ev Rehberi     

Dizin   

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin