Osmanlı'nın İkinci Başkenti Edirne

Osmanlı'nın İkinci Başkenti Edirne
  • 37,50 TL
    33,75 TL
    TRY
  • %10
  • Yayınevi

    : YEM Yayın

    Yazar

    :Engin Özendes

    Baskı No

    : 2

    Baskı Tarihi

    : Eylül 2005

    Sayfa Sayısı

    : 178

    Baskı Tipi

    : Karton

    Dil

    : Türkçe

    Barkod

    : 9789757438809

    3 iş gününde kargoya verilir

Eski Osmanlı başkentlerinin 19. yy’daki görünümlerini dönemin fotoğrafları ile yansıtan dizinin bu kitabında Edirne, 19. yy sonu, 20. yy başındaki durumu ile gözler önüne seriliyor. Edirne’nin, eski gösterişli dönemlerinden sonra işgaller nedeniyle en zor günlerini, yeni başkent İstanbul nedeniyle de unutulmuşluğunu yaşadığı bir dönem olan 19. yy’da kent dokusundaki değişimi döneme tanıklık eden fotoğraf ve kartpostallarla gözlemek mümkün.

“Osmanlı’nın ikinci başkenti Edirne“ dizide yer alan diğer iki kitap gibi gerek kent gerekse fotoğrafçılık tarihi açısından araştırmacılara zengin bir kaynak sunuyor.

 

Engin Özendes Hakkında

 

Bursa’da dünyaya gelen Engin Özendes, Bursa Ticaret Lisesi’nden sonra İstanbul Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde öğrenim gördü. 1976-81 yılları arasında sahibi olduğu aylık Yeni Fotograf dergisinin, 1978 ve 1980 yıllarında da yine sahibi olduğuTürk Fotoğraf Yıllığı’nın yazı işleri müdürlüklerini yaptı.
1976 yılında Türk fotoğraf tarihi ile ilgili araştırmalarına başladı. Bu yıldan itibaren Milliyet Sanat, Hürriyet Gösteri, Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl gibi birçok gazete, dergi ve ansiklopedide fotoğraf üzerine yazıları yayımlandı. Sébah & Joaillier’den Foto Sabah’a: Fotografta Oryantalizm, Photography in the Ottoman Empire 1839-1919, Photographer Ali Sami 1866-1936, Türkiye’de Fotoğraf, Abdullah Freres Osmanlı Sarayının Fotografçıları Engin Özendes’in kitaplarından bazılarıdır. Çok sayıda TV programı yapan, yurt içinde ve dısında kisisel sergiler açan, düzenleyen Özendes, pek çok yarısmaya da jüri üyesi olarak katkı sağlamıştır. Fotoğraf araştırmaları nedeniyle, 1990’da Federation Internationale de L’Art Photographique (FIAP) tarafından kendisine Excellence FIAP (ESFIAP) unvanı verilmiştir.


Mimarlık, grafik tasarım ve sanat gibi birbirinden farklı kategorilerde yüzlerce kitap için tıklayın!

ÖNSÖZ

 

1826’da Fransa’nın Chalon kentinde bulunan evinin penceresinden uzun süren poz süresi sonunda madeni levha üzerine ilk kalıcı görüntüyü elde eden Fransız Joseph Nicéphore Niépce olmuştu. Genç ortağı Louis Jacques Mandé Daguerre ise, Niépce 1833’te ölünce, araştırmalarını sürdürmüş ve 19 Ağustos 1839’da Fransız Bilimler Akademisi’nden fotoğrafın bulunuşu, “Daguerreotype” adıyla dünyaya açıklanmıştı.

Fransa kaynaklı bir buluş olan fotoğrafın, Doğu’da yayılmasına öncülük edenler, maceraperestler, yazarlar, arkeolojik kalıntılarla ilgilenenler, ressamlar, mimarlar oldu. Daha önce gravürlerden tanıdıkları ilginç görüntüleri, tam gerçek olarak saptamak istediler. Batı kentlerine pek benzemeyen başkent İstanbul’dan başka, Anadolu kentlerindeki kalem gibi servilerin süslediği Müslüman mezarlıklarının, kıyıların, sokakların, binaların fotoğraflarını çektiler. Arkeolojik zenginlikleri belgelediler. Aynı zamanda bu ören yerleriyle ilgilenen gezginlere, yeni bir çalışma ve araştırma kapısı açmış oldular.

Batılı gezginler, bu İslam dünyasını tanıdıkça, makinelerini sokaktaki insanlara da çevirdiler. Anıtların önünde, çarşı ve pazarlarda, sokaklardaki görüntülerde artık insan da vardı. Yavaş yavaş imparatorlukta yerleşik stüdyolar açılmaya, devreye Osmanlı İmparatorluğu’nun fotoğrafçıları girmeye başladılar. Stüdyoların çoğalmasıyla İmparatorluğun topraklarında iyice yaygınlaşmaya başlayan fotoğrafla; saka, kasap, berber, şerbetçi, baca temizleyicileri, bozacılar, hamallar v.b. tiplerin saptanması dönemi de başlamış oldu.

Sayıları gittikçe artan Osmanlı fotoğrafçıları, 1850’li yıllardan başlayarak İstanbul’un Batı’ya dönük bir yaşama kucak açan bölgesi Péra’nın ünlü caddesi Grand’ Rue de Péra’da yerleştiler.

Péra adı, Bizanslılar’dan gelmekteydi. Kentin yarımadasını çevreleyen surların içine yerleşmiş olan Bizanslılar, Haliç’in diğer kıyısına, “Karşı Kıyı” anlamına gelen Peramatis, kısaca Péra derlerdi. Türkler bu bölgeye “Beyoğlu” dediler. Grand’ Rue de Péra ise Cumhuriyet döneminde İstiklal Caddesi olarak anılacaktı.

İmparatorluğun ikinci başkenti Edirne’de aynı dönemde Constantin Anghelides, E. Foscolo, D. Michailides, Miltiyadi, Aram Bardizban, Leonidas Nicolau, K. Panghelides, E. Popoff gibi stüdyo sahibi fotoğrafçılar vardı. İstanbul’un tanınmış stüdyolarından Basile Kargopoulo da önceleri Edirne’de fotoğrafhanesinin bir şubesini açtı. Daha sonra Edirneli fotoğrafçılardan E. Foscolo ile ortak oldu. Ayrıca İstanbul’daki fotoğrafhane sahibi olan fotoğrafçıların, zaman zaman Edirneli fotoğrafçılardan Edirne’ye ait fotoğraf negatiflerini satın alarak, yaptıkları baskılara kendi isimlerini yazdıkları da oldu.

Kentle ilgili kartpostal yayımcılığı da gelişmişti. 19. yy’da, Isaac J. Canetti, B. Vafiades, Jacques Saül, A. Ilieff, Joseph N. Mitrani, 20. yy. başlarında kitapçı M. Şevki, Tüccarzade İbrahim Hilmi, F. Fettah, kent için kartpostal hazırlayan isimlerdendi. 26 Mart 1913’teki Bulgar işgalinden sonra ise Sofya’da Librairie Oltcheff ve D. Bajdaroff Edirne kartpostalları ürettiler.

Aslında 19. yy. Edirne’nin eski gösterişli dönemlerinden sonra işgaller nedeniyle en zor günlerini, yeni başkent İstanbul nedeniyle de unutulmuşluğunu yaşadığı bir zaman dilimiydi. Sınırların bekçisi olarak, her gelen saldırıya, Anadolu yarımadası adına ilk karşı duran kent Edirne’ydi. Ne kadar unutulmuş olursa olsun, çok uzaklardan önce incecik kalem gibi minareleriyle görünen, yaklaştıkça tüm görkemiyle ortaya çıkan, izleyenleri büyüleyen, heyecanlandıran Selimiye’nin görüntüsü belleklerden silinebilir miydi?

Bursa’nın Osmanlı’ya ilk başkent oluşundan sonra, bu başkentlik görevini Edirne’ye devretmesi, yalnızca bu yeni kentin fethedilmesi ile mi ilgiliydi? Edirne nelere sahne olmuştu, nasıl dönemlerden geçerek Türkler’e başkentlik yapmıştı? Eski dönemlerini anlatıp, 19. yy’ın ikinci yarısındaki ve 20. yy’ın başındaki fotoğraflarını sunarak, kentin dokusundaki değişimi gözler önüne serebilmek mümkündü. İşte Edirne kitabı böyle doğdu.

Hiçbir zaman yardımlarını esirgemeyen dostum Pierre de Gigord’a kitabı oluşturmak için fotoğraflarımızı birleştirmek konusunda gösterdiği içten ilgi için teşekkür ederim.

 

Engin Özendes, ESFIAP

İstanbul, 1999

İÇİNDEKİLER

 

ÖNSÖZ 

BU KENTİN MASALI 

Irmaklar kenti

BU KENTİN TARİHİ 

Odrysler 

Geçiş yolu 

Roma dönemi 

Hadrianopolis 

OSMANLI DÖNEMİ 

Adı Edirne 

Osmanlı’nın “Dar-ül Mülk”ü 

Yeni başkent Constantinopolis 

Edirne’nin parlak dönemleri 

Yıkımlar 

Sınır kenti

YAPILAR 

Yıldırım Bayezid Camisi 

Eski Cami 

Muradiye Camisi 

Üç Şerefeli Cami 

Sultan Bayezid Külliyesi 

Selimiye Camisi 

Edirne Sarayı 

Köprüler 

Kervansaraylar

Evler 

TİCARET 

Çarşılar 

Esnaf 

YAŞAMIN RENKLERİ 

Batı’ya açılan kapı 

Er meydanı Kırkpınar 

Edirne kırmızısı ve Edirnekâri 

Şenlikler 

SONSÖZ

FOTOĞRAFÇILAR 

KAYNAKÇA 

  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi