Osmanlı'da Günlük Yaşam Nesneleri

Osmanlı'da Günlük Yaşam Nesneleri
  • 150,00 TL
    112,50 TL
    TRY
  • %25
  • Yayınevi

    : YEM Yayın

    Yazar

    :M.Şinasi Acar

    Baskı No

    : 2

    Baskı Tarihi

    : Kasım 2015

    Sayfa Sayısı

    : 612

    Baskı Tipi

    : Karton

    Dil

    : Türkçe

    Barkod

    : 9789944757553

    Bu üründe kargo bedava
    2 iş gününde kargoya verilir

OSMANLI’DA GÜNLÜK YAŞAM NESNELERİ

 

 

YEM Yayın’ın 2011 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Ödülleri’nce Sosyal Bilimler dalında “Övgüye Değer” ödülü verilen Osmanlı’da Günlük Yaşam Nesneleri adlı kitabının geliştirilmiş ve güncellenmiş 2. baskısı yayımlandı.

 

Osmanlı’da Günlük Yaşam Nesneleri; Osmanlı’nın çeşitli dönemlerinde kullanılmış takvimlerden koyun saatlerine, terazilerden rubu tahtalarına, buhurdan ve gülâbdanlardan körüklü fenerlere, kemer tokalarından dikiş nakış araçlarına, mühürlerden kamış kalem ve kalemtıraşlara, hokka ve divitlerden elyazması kitaplara, sancak Kurânları’ndan rahle ve çekmecelere, ferman ve beratlardan kale anahtarlarına kadar soyut ve somut nesnelere ilişkin 31 bağımsız bölümden oluşuyor. M. Şinasi Acar, kitapta, bir mühendis yaklaşımıyla uzun soluklu araştırma ve titiz bir çalışmanın sonucunda, bazıları ilk kez böylesi bir çalışmada yer alarak gün ışığına çıkan nesneleri, yapım teknikleri, kullanım yer ve yöntemlerinin yanı sıra sanatkârları hakkındaki bilgilere de yer vererek okurlara aktarıyor.

 

M. Şinasi Acar, daha iyi bir sunum sağlamak amacıyla grafik tasarımı da yeniden ele alınarak hazırlanan kitabın geliştirilmiş 2. baskısına “Arap Alfabesiyle Okuma Yazma”, “Şifa Tasları”, “Kum Saatleri” ve “Kılıçlar” adlı yeni bölümler ekledi; ayrıca mevcut bölümlere de yeni bilgi, belge ve görseller ekleyerek geliştirdi.

 

Kitabın yazarı M. Şinasi Acar’ın, Dekar A.Ş.’nin katkılarıyla yayımlanan Osmanlı’da Günlük Yaşam Nesneleri’ne ilişkin görüşleri şöyle:

“Geçmiş zaman penceresinden gülümseyip bizi selâmlayan birbirinden ilginç sanat eserlerimiz var. Ata yadigârı bu eserlerin pek çoğunun bugün hiç ustası kalmamıştır. Günümüzde müzelerde ve antikacılarda rastlanabilen ve eski zaman kokan bedenleri bana hep yalnızlık hissi duyuran örneklerin pek çoğu, geçmişin –artık yeniden yapılması olanaksız– her biri bir başka incelik ve güzellik taşıyan emanetleridir. Tarihsel olduğu kadar sanatsal değer de taşıyan bu eserler, uzun ve büyük bir saltanatın belâgatli ve gururlu tanıklarıdırlar.

Kuşkusuz hiçbir değer sonsuza dek değerini koruyamaz. Değerliliği zaman içinde aşınmaya uğrar. İlerleme ancak bu değerlere çağın gereksinmelerine ve koşullarına uygun yenilikler ve çağcıl değerler katmakla sağlanabilir. Ama, böyle eski değerlerimizi saklamak, korumak, tanıtmak ve gelecek kuşaklara aktarmak bizim insanlık görevimizdir.

Bir ülkenin bireyleri, kendi ulusunun insanlık tarihine ve insanlığın kültür mirasına yaptığı katkıların bilincinde değilse, o ülkenin öteki uluslar nezdinde saygın bir yeri olması çok güçtür. Bu nedenle kültür tarihimizdeki değerleri tanımak, duyurmak ve koruyup gözetmek hepimiz için yerine getirilmesi gereken bir görev ve insanlık adına ödenmesi gereken bir borçtur. Elinizdeki kitap bu borcun –hiç olmazsa– çok küçük bir bölümünü ödeyebilmek amacıyla yazılmıştır.”

 

 

 

M. ŞİNASİ ACAR HAKKINDA

 

 

 

10 Şubat 1939 İstanbul doğumludur. Memur çocuğu olması nedeniyle ilk ve orta öğrenimi sırasında Ankara, İstanbul, Bodrum ve İzmir’deki çeşitli devlet okullarında okumuş ve 1962 yılında İTÜ Elektrik Fakültesi’nden yüksek mühendis olarak mezun olmuştur. Bir yıl kadar İzmir Eshot Elektrik Şebeke Müdürlüğü’nde çalıştıktan sonra askere gitmiş ve askerliğini 1963-65 yılları arasında, Ankara’da Mamak Muhabere Okulu ve İnşaat Emlâk Dairesi Başkanlığı’nda mühendis olarak yapmıştır. Terhis olunca birkaç ay Betontaş A.Ş.’nin Ankara Bürosu’nda görev alan Acar, 1966 yılı başında Eskişehir’de Eston A.Ş.’de göreve başlamış ve 1992’ye değin bu şirketin Genel Müdür Yardımcılığı ve Genel Müdürlük görevlerini üstlenmiş; 1992-99 yılları arasında Zeytinoğlu Holding A.Ş.’de Grup Başkanı olarak çalışmış; bütün bu dönemlerde ek olarak çeşitli şirket, sendika ve vakıflarda yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 1984-2003 yılları arasında Nesin Vakfı’nın yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı görevini üstlenmiştir.

Evli ve biri erkek diğeri kız iki çocuk sahibi olan Acar, hâlen Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde “Türk Hat Sanatı” seçmeli dersini vermektedir. Türk Hat Sanatı (1999), Gelimli Gidimli Dünya (2004), Türkiye’de Beton Prefabrikasyonun Tarihçesi (2006), İstanbul’un Son Nişan Taşları (2006), Tavşanlı Zeytinoğlu Halk Kütüphanesi (2007),  –Sevim Selamet’le birlikte– Eskişehir Bibliyografyası (2009), Eskişehir-Zaman, Mekân, İnsan (2009), Bentler ve Sinan’ın Suyolu (2010), –Atilla Bir ve Mustafa Kaçar’la birlikte– Güneş Saatleri Yapım Kılavuzu (2010),  –Atilla Bir ve Mustafa Kaçar’la birlikte– Rubu Tahtası Kullanım Kılavuzu (2010), –Atilla Bir ve Mustafa Kaçar’la birlikte– Takiyüddin’in Gözlem Araçları (2011), Osmanlı’da Günlük Yaşam Nesneleri (2011), –Atilla Bir ve Mustafa Kaçar’la birlikte– Anadolu’nun Değirmenleri (2012), Osmanlı’dan Bugüne Gözümüzden Kaçanlar (2013), Osmanlı’da Sportif Atıcılık Nişan Taşları (2013) ve –Atilla Bir ve Mustafa Kaçar’la birlikte– Rubu Tahtası Yapım Kılavuzu (2014) adlı kitapları yayımlanmış olup ilk kitabı Rusça’ya çevrilmiştir. Ayrıca, çeşitli gazete ve dergilerde –toplamı 100’ü aşkın– röportajları, prefabrikasyon, enerji ve özelleştirme üstüne teknik yazıları, geleneksel Türk sanatlarıyla ilgili araştırma ve incelemeleri ve yurtdışı gezi notları yayımlanmıştır. Nesin Vakfı Ödülü ve Türkiye Prefabrik Birliği Hizmet Ödülü sahibidir. Osmanlı’da Günlük Yaşam Nesneleri adlı kitabı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Vakfı tarafından “Sosyal Bilimler” dalında 2011 yılı “övgüye değer eser” ödülüne lâyık görülmüştür.

 

 


Mimarlık, grafik tasarım ve sanat gibi birbirinden farklı kategorilerde yüzlerce kitap için tıklayın!

ÖNSÖZ

 

Her sanat dalı kendisine gösterilen ilgiyle orantılı bir gelişme gösterir. Bu genel hüküm Osmanlı sanatları için de geçerlidir. “Marifet iltifata tâbidir” sözü bu gerçeğin en kısa ve öz ifadesidir.

Geçmiş zaman penceresinden gülümseyip bizi selâmlayan, birbirinden ilginç sanat eserlerimiz var. Ata yadigârı bu eserlerin pek çoğunun bugün hiç ustası kalmamıştır. Günümüzde müzelerde ve antikacılarda rastlanabilen ve eski zaman kokan bedenleri bana hep yalnızlık hissi veren örneklerin pek çoğu, geçmiş tarihimizin –artık yeniden yapılması olanaksız ve her biri bir başka incelik ve güzellik taşıyan– emanetleridir. Tarihsel olduğu kadar sanatsal değer de taşıyan bu eserler, uzun ve büyük bir saltanatın belâgatli ve gururlu tanıklarıdır.

Kuşkusuz hiçbir değer sonsuza dek değerini koruyamaz. Değerliliği zaman içinde aşınmaya uğrar. İlerleme –ancak– bu değerlere çağın gereksinmelerine ve koşullarına uygun yenilikler ve çağcıl değerler katmakla sağlanabilir. Ama, böyle eski değerlerimizi saklamak, korumak, tanıtmak ve gelecek kuşaklara aktarmak bizim insanlık görevimizdir.

Bir ülkenin bireyleri, kendi ulusunun insanlık tarihine ve insanlığın kültür mirasına yaptığı katkıların bilincinde değilse, o ülkenin öteki uluslar nezdinde saygın bir yeri olması çok güçtür. Bu nedenle kültür tarihimizdeki değerleri tanımak, duyurmak ve koruyup gözetmek hepimiz için yerine getirilmesi gereken bir görev ve insanlık adına ödenmesi gereken bir borçtur. Elinizdeki kitap bu borcun –hiç olmazsa– çok küçük bir bölümünü ödeyebilmek amacıyla yazılmıştır.

Bu eserleri gerçekleştiren ustaları Batı ölçütleriyle tanıma olanağından yoksunuz. En ünlü olanları hakkında bile –birkaç tarih ve bir iki anekdot dışında– fazla bir bilgimiz yoktur. Usta-çırak ilişkisi içinde yetişen Osmanlı sanatkârı “ben” demeyi bilmez, kişiliğini ön plana çıkarmayı “benlik davasında bulunmak” sayar. Çırak sözcüğü Farsça çirâğdan gelir. Çirağ “kandil, çıra” anlamı taşımakla birlikte, aynı zamanda “parlayan, yanan şey” demektir. Yani, usta çırak yetiştirmekle –bir anlamda– kendi alevinin sönmemesini, ışığının çırağında yanmaya devam etmesini sağlamaktadır.

Aynı zamanda sabır, feragat ve tahammül öğrenimiyle geçen uzun ve çileli çıraklık sürecinde –işin sırrına vâkıf olarak ustalık mertebesine ulaşmakla birlikte– kişi nefsini de terbiye etmiş ve belirli bir ruh nizâmından geçmiş olur. Osmanlı sanatkârı “edeb”i öne alan bir çekingenlik ve içe kapanıklık ile kibirden uzak bir alçakgönüllülük içinde yaşamış ve kendini ortaya çıkarmak yerine, kendi kendisiyle olmayı yeğlemiştir. Biz yine de kitabın her bölümünde bu sanatkârlardan tesbit edebildiklerimizin adlarını ve yaşadıkları dönemleri belirtmeye özen gösterdik. Ama, en iyisi “Yiğit özün malum eder işinde” diyerek onların gerçek kimliğine eserlerini inceleyerek ulaşmaya çalışmaktır. Elbette insan bir şeyi tanıyıp anladıkça daha çok sever ve sevdiğini daha çok korur. Kitabın bu yolda –az da olsa– bir yararı olacağı umudunu taşıyorum.

Tabii ki Osmanlı’da günlük yaşamda kullanılan nesnelerin hepsi kitaptakilerle sınırlı değil. Ancak, bu haliyle bile kitap çok hacimli oldu. Ok, yay, tüfekler ve bunlarla ilgili nesneleri İstanbul’un Son Nişan Taşları adlı kitabımızda daha önce sunmuştuk. İnşallah kalan nesneleri de ileride bir başka kitapta toplamak kısmet olur.

Bu kitabın hazırlık aşamasında o kadar çok kişinin katkısı oldu ki, eksik kalır korkusuyla “Acaba hiç kimseye teşekkür etmesem mi?” diye bile düşündüm. Ama buna da gönlüm elvermedi. Değerli dostlarım rahmetli Ali Kazgan, Baha Doğramacı, Mehdi Kamruz, Muammer Ülker, Hüseyin Gündüz, Celal Ertürk, Faruk Taşkale, Paker Yenimazman, Şehmus Dirim, Şehmus Okur, rahmetli Merter Oral, Erdinç Yılmaz, Mustafa Kaçar, Atilla Bir, Recep Gürgen, Şule Gürbüz, Ali Rıza Yılmaz, Necati Akgür, Nevzat Kaya, Süleyman Berk, Yılmaz Uyar, Turgay Artam, Ahmet Keskiner, Raffi Portakal, Talip Mert, M. Birol Ülker, Murat Bilir, Sevim Sevindi, Tevfik Fikret Uçar, Dilek Kocabaş’ın hepsine ayrı ayrı içtenlikle teşekkür ediyorum. Adlarını unuttuklarımdan –ki mutlaka vardır– bağışlamalarını diliyorum. Kitabın yayın aşamasında maddî ve manevî desteklerini esirgemeyen Zekai Erez, Bekir Uzun ve bütün dostlarıma şükranlarımı sunuyorum.

Bu kitabı annem Vasfiye ve babam Şükrü Acar’ın aziz anılarına ithaf ediyorum.

M. Şinasi Acar

Aralık 2010

İÇİNDEKİLER

 

 

 

Zaman İçinde Takvim
      Takvim Kavramının Doğuşu ve Gelişmesi
      Güneş’in Ritmik Hareketini Esas Alan Takvimler
      Ay’ın Ritmik Hareketini Esas Alan Takvimler
      Eski Türklerde Takvim
      Osmanlı’da Rûmî Takvim (Osmanlı Mâlî Yılı)
      Hicrî Yıl - Milâdî Yıl İlişkisi

      Hicrî-i Şemsî Takvim

      Takvim Günlerini Birbirine Çevirme Kılavuzları

Arşından Metreye, Dirhemden Grama

      Ölçü Kavramı ve Ölçmenin Önemi

      Uzunluk Ölçüsü Arşın

      Ağırlık Ölçüsü Dirhem

      Osmanlı Ölçüleri ile Avrupa Ölçülerinin İlk Karşılaştırılmaları

      Arşın ile Metrenin Doğrudan Karşılaştırılması

      Metrik Sisteme Geçiş Süreci

Ebced Hesabıyla Tarih Düşürme

      Ebced Alfabesi ve Ebced Hesabı

      Ebced Hesabının Kullanıldığı Yerler

      Tarih Düşürme

      Surûrî ve Surûrî Mecmuası

      Tarih Düşürme Biçimleri

Tılsımların Gizemleri

      İlm-i Hurûf (Harfbilim)

      Ebced Hesabı

      Cedvel

      Vefk

      Bedûh

      Tılsımların Ana Öğeleri

Kamış Kalem, Kalemtraş ve Maktalar

      Kamış Kalem ve Özellikleri

      Kalemtraş

      Makta

Mürekkepler, Hokka ve Divitler

      Eski Mürekkeplerin Özellikleri

      İs Mürekkebi

      Renkli Mürekkepler

      Hokkalar

      Divitler ve Divitçiler

      Kubur-divitler

      Hokka Takımları

      Rıh ve Rıhdanlar

Kâğıtlar, Mühre ve Makaslar

      Kâğıdın Tarihçesi ve Türleri

      Âhar ve Âharlama

      Mühreleme

      Kâğıt Makasları

Elyazması Kitaplar

      Mushaf Boyutları ve Yazım Tekniği

      Bezeme

      Cilt

      Evin Demirbaşı

      Ünlü Mushaf Hattatları

      Diğer Kitaplar

      Delâil

      Amme Cüz’ü

      Muhammediye

      Envâr-ül Âşıkîn (Âşıkların Işıkları)

Sancak Kurânları

      İnce Yazılar ve Gubârî Yazı

      Saltanat Sancakları

      Sancak Kurânları

Kıt’a ve Murakkaalar

      Koltuk Bezemeleri

      Karalamalar

      Pervaz Bezemeleri

      Murakkaalar

      Meşkler

      İcâzet

      Ketebe

Levhalar

      Kalıp

      Bezemeler

      Celî Kalemleri ve Teknik

      Celî Ustası Râkım

      Celî Sülüs

      Müsenna Yazı

      Ketebeler

      Celî Ta’lik

Hilyeler

      Levha Hilyeler

      Klasik Hilye Formu

      Hilye Metinleri

Ferman, Berat ve Vakfiyeler

      Dîvânî ve Celî Dîvânî Yazılar

      Tuğralar

      Fermanlar

      Beratlar

      Vakıf Kurumu

      Vakfiyeler

Rahleler

      Rahle Gereksinmesinin Doğuşu

      Rahlenin Biçimi, Bölümleri ve Ölçüleri

      Rahle Yapımının Esasları

      Kullanılan Bezeme Çeşitleri ve Tarihsel Gelişimi

Çekmeceler

      Kullanılan Bezeme Çeşitleri

      Çekmece Ustaları

Buhurdan ve Gülâbdanlar

      İslâmiyet’te Buhur

      Buhurdanların Biçimleri

      Sosyal Yaşamdaki Yerleri

Körüklü Fenerler

      Sokak Aydınlatması ve Fener Tanımı

      El Fenerleri

      Körüklü Fener Türleri ve Özellikleri

      Sosyal Yaşamdaki Yeri

      Körüklü Fener Yapımının Esasları

      Tombak Fenerler

Mühürcülük Sanatı ve Mühürcüler

      Sosyal Yaşamda Mühür

      Mühür Yapımı

      Mühürcüler

      Geçmişin Gizemli Anıları

Koyun Saatleri

      Zamanı Ölçmek İçin Kullanılan Araçla

      Mekanik Saatlerin Çeşitleri

      Osmanlı Mekanik Saatçilerinin Pîri Takiyüddi

      Evliya Çelebi’nin Saatçiler Esnafı

      Muvakkithaneler

      Koyun Saatleri

      Osmanlı Saat Ustaları

      Saat Koleksiyonculuğu

Ayar Gerektirmeyen Ezânî Saat Arayışı

      Ezânî Saat

      Zevâlî Saat

      Johann Meyer’in Ayar Gerektirmeyen Alaturka Saati

Rubu Tahtaları

      Namaz Vakitleri

      Rub’-ul Müceyyebin Kullanımı

      Rub’-ul Mukantaratın Kullanımı

Teraziler

Kemer Tokaları

      Toka Tanımı ve Sosyal Yaşamdaki Yeri

      Kullanılan Bezeme Teknikleri.................................................... 477

Dikiş Nakış Araçları

      Dikiş ve Dikiş Araçları

      Nakış ve Nakış Araçları

Mescid-i Nebevî’nin ve Kâbe’nin Bakımı

      Kâbe’nin Özellikleri

      Kâbe Örtüsü, Kuşağı ve Kapı Perdesi

Kâbe Kilitleri ve Anahtarları

      Kâbe Kilitlerinin Tarihçesi

      Kâbe Kilitlerinin Çalışma Prensibi ve Ortak Özellikleri

Kale Anahtarları

      Kaleler ve Kapıları

      Topkapı Sarayı’ndaki Kale Anahtarları

Kaynakça

Dizin

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin