Osmanlı Anıt Mimarisinde Klasik Yapı Detayları

Osmanlı Anıt Mimarisinde Klasik Yapı Detayları
  • 35,00 TL
    26,25 TL
    TRY
  • %25
  • Yayınevi

    : YEM Yayın

    Yazar

    :Fatin Uluengin

    Baskı No

    : 6

    Baskı Tarihi

    : Ekim 2016

    Baskı Tipi

    : Karton

    Dil

    : Türkçe, İngilizce

    Barkod

    : 9786054793594

    1 iş gününde kargoya verilir

Osmanlı Anıt Mimarisinde KLASİK YAPI DETAYLARI

Classic Construction Details of Ottoman Monumental Architecture

 

Bir bütün detaylardan oluşur. Geleneksel mimaride detaylar, zaman içinde, deneme-yanılma yöntemiyle geliştirilmişlerdir. Kendinden beklenen işlevi mükemmel biçimde yerine getirdiğine inanılan bir detayın değişmesi için bir neden yoktur. Geleneksel mimarinin en önemli özelliklerinden biri olan bu anlayış, günümüzün mimarî anlayışıyla taban tabana zıttır. Dikkatle incelendiğinde görülecektir ki, birbirinden uzak bölgelerde, hatta farklı zamanlarda uygulanmış iki detay dahi şaşılacak derecede benzerlik sergileyebilir. Şu halde, önemli olan, bir detayın özünü anlamak, işlevini nasıl yerine getirdiğini çözebilmektir. Bunu gerçekleştiren mimar artık o detaya vâkıftır; günün değişen koşullarında o detayın gelişmesine katkıda bulunabilir. Altmış yıllık uzun bir uğraşın sonucu olan bu kitap, öncelikle mimarlara, restoratörlere ve bu alanlarda eğitim gören öğrencilere hitab etmektedir. Bu çalışmanın belki de en önemli özelliği, Osmanlı klasik yapı detaylarını ilk kez toplu halde sunmasıdır. Sunulan detayların ait olduğu anıtların kimileri hatalı restorasyon çalışmaları sonucu özgünlüklerini kaybetmiş, kimileri bakımsızlıktan yıkılmaya yüz tutmuş, kimileri de tamamen yitirilmiş durumdadır. Eğer bu kitap, hedef kitlesinin dikkatini biraz olsun bu mükemmel detaylara çekebilir, onları takdir etmelerine ve prensiplerini anlamalarına yardımcı olabilirse amacına ulaşmış olacaktır. Çünkü hepimiz biliyoruz ki mükemmellik detaylarda gizlidir.

 

 

A whole is made up of details. In traditional architecture a detail is developed over time through trial and error. When it is believed to have been ‘perfected’, however, it need no longer change. Close inspection will reveal that most traditional details of the same type have many similarities, even when produced in different regions at different times. This is one of the most characteristic aspects of traditional architecture, and is the exact opposite of our understanding of architecture today. One must strive to understand the working principle of a detail-how and why it has evolved to function so well, and, often, so beautifully. An architect capable of this understanding has mastered that detail and its utility, and can help its further evolution in the context of contemporary conditions of construction. This book, which is the outcome of 60 years of professional experience, is useful primarily for architects, preservationists and students in these fields. Yet this book can also address a much greater audience because it is the first to compile Ottoman classical details in a single volume. Furthermore, some of the buildings which these details are part of have fallen into ruins and others have lost their authenticity due to faulty interventions. These may be the only records of their details. If this book can attract attention to these beautiful details and further an understanding of their working principles it would have accomplished its purpose. Perfection lies in the details.

 

 

M. Fatin ULUENGİN Hakkında

 

1920 yılında İstanbul’da doğdu. 1943 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu.

19431957 yılları arasında sırasıyla Milli Emlak Müdürlüğü, Vakıflar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nde kontrol mimarı olarak çalıştı ve bu dönemde eski eserleri kontrol etmek gayesiyle Manisa, Bursa, Kütahya ve Edirne başta olmak üzere Türkiye’deki şehirleri gezme olanağı buldu. Özellikle 1947 ve 1948 yıllarında iki kez yaptığı Türkiye turu, eski eserleri tanımasında ve sevmesinde yönlendirici oldu.

1957 yılında serbest çalışma hayatına geçerek, İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde rölöve çalışmalarında ve restorasyon uygulamalarında bulundu. 1982 yılında Cidde, King Abdulaziz Üniversitesi’nin daveti üzerine Suudi Arabistan’a giderek aynı üniversitenin Araştırma Merkezi’nde 1985 yılına kadar araştırmacı mimar olarak çalıştı.

19852007 yılları arasında İstanbul’da serbest mimarlık yaptıktan sonra kendisini emekliye ayırdı.

2007 yılından bu yana, meslek hayatı boyunca biriktirmiş olduğu dökümanlarının yayımlanması konusunda çalışmaktadır.

 

About M. Fatin ULUENGİN

 

M. Fatin Uluengin was born in Istanbul in 1920. In 1943, he graduated from the Department of Architecture of the Academy of Fine Arts in Istanbul, with a master’s degree in architecture.

He worked as a site superintendent at the Directorate of National Real Estate, the Directorate of Museums and the General Directorate of Pious Foundations between 1943 and 1957. He travelled extensively in that period, visiting many cities in Türkiye, principally Manisa, Bursa, Kütahya and Edirne. Especially the two excursions he made around the country in 1947 and 1948 increased his understanding of historic buildings and heightened his passion for them.

In 1957, M. Fatin Uluengin began his own practice, and began working as a contractor in the same field. He undertook many projects, principally in Istanbul, documenting and repairing/restoring monuments. Between 1982 and 1985, he worked as senior researcher at the Hajj Research Center of the King Abdulaziz University in Jeddah, Saudi Arabia.

After working as a freelance architect in Istanbul between 1985 and 2007, Fatin Uluengin retired and is currently busy preparing new publications.

 

M. Bülent ULUENGİN Hakkında

 

1944 yılında İstanbul’da doğdu. 1964 yılında SaintJoseph Fransız Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra 1969 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu.

Askerlik görevinden sonra, 1974 yılına kadar özel bir bankada kontrol mimarı olarak çalıştı ve Türkiye’nin birçok bölgesini gezdi. 1974’te İDMMA Mimarlık Bölümü’nde asistan olarak akademik kariyerine başladı. 1982 yılında Cidde, King Abdulaziz Üniversitesi’nin daveti üzerine Suudi Arabistan’a giderek aynı üniversitenin Araştırma Merkezi’nde 1986 yılına kadar araştırmacı mimar olarak çalıştı. 198695 yılları arasında, İstanbul’da kendi bürosunda serbest mimarlık uygulamaları yanında, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi’nde yarı zamanlı öğretim üyesi olarak görev yaptı.

1995 yılında Mimar Sinan Üniversitesi, Meslek Yüksekokulu Mimari Restorasyon Programı’nda tam zamanlı olarak çalışmaya başladı. 1996 yılında doktora tezini tamamlayarak doktor unvanını aldı. 1997 yılında doçent, 2003 yılında profesör oldu. 2007 yılına kadar Mimar Sinan Üniversitesi, Meslek Yüksekokulu Restorasyon Programı’nda çalıştıktan sonra  kendi isteğiyle emekli oldu. 20072010 yılları arasında İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi’nde Mimarlık Bölüm Başkanı olarak görev yaptı ve 2014 yılına kadar tam zamanlı olarak aynı üniversitede çalıştı. Halen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde tam zamanlı olarak görev yapmaktadır.

Uluengin’in bu kitaptan başka Rölöve, (YEM Yayın, 7. baskı, 2016), Mimari Metaller, Özellikleri, Bozulma Nedenleri, Koruma ve Restorasyon Teknikleri (Birsen Yayınevi, 2006), Prof. Dr. Suphi Saatçi ile birlikte kaleme aldıkları Osmaneli ve Gelenekesel Evleri (Kerkük Vakfı Yayınevi, 2009) ve Kırklareli ve Geleneksel Evleri (MSGSÜ Yayını, 2016) adlı kitapları bulunmaktadır.

 

 

About M. Bülent ULUENGİN

 

M. Bülent Uluengin was born in Istabul in 1944. In 1969, he graduated from the Department of Architecture of the Academy of Fine Arts in Istanbul, with a master’s degree in architecture.

After completing his military service, he worked as site superintedent in a private bank untill 1974, and travelled extencively in Türkiye during this period. In 1974 he began his academic career at the Department of Architecture of the State Academy of Architecture and Engineering in Istanbul. Between 1982 and 1986, he worked as senior researcher at the Hajj Research Center of the King Abdulaziz University in Jeddah, Saudi Arabia. Between 1986 and 1995, he worked freelance and also taught parttime at Yıldız Technical University and the Mimar Sinan University, both in Istanbul.

In 1995, he started teaching fulltime at the School of Restoration of the Mimar Sinan University. He completed his doctorate in 1996, and became associate professor in 1997, full professor in 2003. After his retirement in 2007, he worked fulltime at Bahcesehir University in Istanbul and served as Head of the Architecture Department between 2007 and 2010. Uluengin is currently working at the Fatih Sultan Mehmet University.

Apart from this publication, Uluengin is the author of Rölöve (Measured Drawings) (YEM Yayın, 7th edition, 2016), Mimari Metaller, Özellikleri, Bozulma Nedenleri, Koruma ve Restorasyon Teknikleri (Architectural Metals: Their Properties, Causes of Decay and Methods of Preservation and Restoration (Birsen Publications, 2006), Osmaneli ve Gelenekesel Evleri (Traditional Houses of Osmaneli) (Kerkük Foundation Publications, 2009) and Kırklareli ve Geleneksel Evleri (Traditional House of Kırklareli) (MSGSÜ Publications, 2016) coauthored with Prof. Dr. Suphi Saatçi.

 

Mehmet Bengü ULUENGİN Hakkında

 

1974 yılında İstanbul’da doğdu. Suudi Arabistan, Cidde Continental School’da ilk öğrenimini, İstanbul Robert Kolej’de orta öğrenimini tamamladı. 1996 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden lisans, 1999 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden yüksek lisans, 2004 yılında Universty of Texas Austin’dan (ABD) doktora diploması aldı.

1996’dan 1999 yılına kadar Uluengin Mimarlık Şirketi’nde rölöve ve proje çalışmaları yaptı. Ağa Han Kültür Vakfı’nın Tarihi Şehirleri Destekleme Programı’nda (Historic Cities Support Programme) görev alarak Semerkant ve Mostar şehirleri için yürütülen planlamakoruma çalışmalarına katıldı.

İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde 20052006 arası öğretim görevlisi, 20062010 arası Yardımcı Doçent, 2010’dan bu yana da Doçent olarak görev yapmaktadır. Üniversitedeki göreviyle eşzamanlı olarak Uluengin, TemizDünya Ekoloji Derneği’nin Başkan Yardımcılığı’nı yürütmüş, bu süreçte Antalya Ekolojik Eğitim Merkezi gibi projelere imza atmıştır. Başta Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Antalya Büyükşehir Belediyesi olmak üzere 20’nin üzerinde firmanın katılımıyla finanse edilen proje, Türkiye’nin ilk artıenerjili binası olma özelliğini taşır.

Bu kitabın dışında Uluengin’in, Siz de Evinizde Biyodizel Üretebilirsiniz (Birsen Yayınları, 2007) adlı bir kitabı ve The Urban Fabric and Traditional Houses of Kirkuk adlı bir tercüme eseri (Yazar: Suphi Saatçi. Kerkük Vakfı Yayınları, 2007) bulunmaktadır.

 

 

About Mehmet Bengü ULUENGİN

 

Mehmet Bengü Uluengin was born in Istanbul in 1974. He completed his primary education at Continental School of Jeddah, Saudi Arabia, and his secondary education at the Robert College in Istanbul. He received his bachelor’s degree in architecture from the Department of Architecture of the Mimar Sinan University in Istanbul (1996), his master’s degree in urban and regional planning from the Department of Urban and regional Planning of the Yıldız Technical University in Istanbul (1999) and his Ph. D. Degree from the University of Texas in USA.

Between 1996 and 1999, he worked as junior designer and preservation architect at Uluengin Architects Ltd. In the same period, he took part in the Mostar 2004 Project headed by Amir Pasic and sponsored by the Research Center for Islamic History, Art and Culture (IRCICA). Again, in the same period, he worked as preservation architect and planner in the Historic Cities Support Programme of the Aga Han Trust for Culture, participating in projects undertaken in the historic cities of Samarkand (Uzbekistan), and Mostar (Bosnia&Herzegovina).

Uluengin started teaching at the Architecture Department of Bahcesehir University in 2005, and was appointed assistant professor in 2006, and associate professor in 2010. During his tenure, Uluengin also served as the Deputy Head of the CleanGlobe Ecological Association, and as part of this institution realized projects such as the Antalya Ecological Education Center, funded by UNDP and the Municipality of Greater Antalya. The Education Center is the first energyplus building erected in Turkey.

Apart from this publication, Uluengin is the author of Siz de Evinizde Biyodizel Üretebilirsiniz (You Too Can HomeBrew Biodiesel) (Birsen Publications, 2007) and is the translator of The Urban Fabric and Traditional Houses of Kirkuk (Author: Suphi Saatçi, Kerkük Foundation Publications, 2007).


Mimarlık, grafik tasarım ve sanat gibi birbirinden farklı kategorilerde yüzlerce kitap için tıklayın!

Önsöz

 

Sekiz nesildir İstanbullu bir ailenin büyükleri olan dedelerim, meslek olarak kendilerine hep deniz subaylığını seçmişler, bunun için de soyadı kanunu çıktığı zaman aile ismi olarak Uluengin’i almışlar.

Ben, denizden pek hoşlanmadığımdan olacak, Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdikten sonra mimarlık mesleğini seçerek 1938’de Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’ne girdim ve 1943 yılında buradan mezun oldum. Bu arada, Türkiye’de eski eserlerin korunması ve onarılması yeni yeni hız kazanmış ve bu alanda Sedat Çetintaş, Macit Kural, Ali Saim Ülgen, Mustafa Ayaşlıoğlu gibi mimar hocalar yetişmişlerdi. Mezun olduktan sonra Milli Emlak Müdürlüğü’nde çalışma hayatına atıldım ve burada bir sene süreyle çalıştım. Ardından, “geçici” olmak üzere Müzeler Müdürlüğü’nde çalışmaya başladım ve 1948 yılına kadar buradaki görevimi sürdürdüm. Eski esere merakım bu devrede, özellikle Güzel Sanatlar Akademisi’nde tanımış olduğum Ali Saim Ülgen’in etkisi ile oluştu. 19481949 yılları arasındaki askerlik görevimden sonra Vakıflar Umum Müdürlüğü’nde kontrol mimarı olarak çalışmaya başladım ve 1957 senesine kadar bu görevde kaldım.

Memuriyetim sırasında, 1947, 1948, 1951 ve 1952 senelerinde olmak üzere dört kez, anıtlar üzerinde incelemeler yapmak amacıyla, en kısası üç ay sürecek görevlerle Anadolu’ya ve Trakya’ya gönderildim ve kontrol mimarı olarak Türkiye’nin birçok ilini dolaştım. Bu seyahatlerimde Ankara, Sivas, Kayseri, Niğde, Adana, Erzurum, Muş, Siirt, Birecik, Gaziantep, Malatya, Diyarbakır, Bitlis, Tatvan, Van, Ahlat, Mardin, Urfa, Harran, Ulukışla, Afyonkarahisar, Kütahya, Balıkesir, Bandırma, Bursa, Çorlu, Lüleburgaz, Babaeski ve Edirne’deki eski eserleri inceleme fırsatı buldum. O yıllarda Türkiye’de seyahat etmek zahmetli bir işti. Tren ulaşımı olan şehirlere genellikle tren ile gitmeyi tercih ediyordum; ama yerine göre vapur, otobüs, taksi, kamyon ve arazi araçlarına bindim. Ahlat gibi küçük yerleşmelerde kontrol ettiğim eserlerin bazılarına ancak binek hayvanıyla ulaşılabiliyordu. Bu durumlarda kontrole katır sırtında gidiyordum. Şayet yerleşimde devlete ya da belediyeye ait bir misafirhane varsa genellikle buraya yerleştirildim; yoksa, taşra otellerinde kaldım. Özellikle kış aylarında, seyahatlerin bazı bölümleri tahmin edilenden çok daha uzun sürdü. O yıllarda taşrada hiçbir dükkan, ki buna lokantalar da dahil, akşam altı ile yediden daha geç saate kadar açık olmazdı. Bu saatlere kadar gideceğim yere varamadığım takdirde, akşam yiyecek birşey bulmak son derece güç olurdu. Bu seyahatlerin sonunda, İstanbul’a dönmeden önce, Ankara’daki Vakıflar Umum Müdürlüğü’ne uğrayıp, genellikle dönüş yolunda taslağını hazırlamış olduğum raporları müdürlüğe sundum.

O yıllarda, ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılara rağmen, devlet, koruma alanı için az da olsa kaynak ayırabiliyordu. Bunun sebebi kanımca devlet büyüklerinin zamanında koruma konusuna duyarlı yaklaşmış olmalarıydı. Kimi yerel yöneticiler, imar faaliyetlerinin korumadan daha önemli olduğuna inansalar dahi, eski eserlerin korunmasının Türkiye’nin kimliğini bulması açısından önemi 1930’lu yıllarda yapılmış pek çok çalışmada yinelenmiştir. Bunlara örnek olarak, 1933 yılında Güzel Sanatlar Akademisi’nde Sedat Hakkı Eldem öncülüğünde açılan “Millî Mimari Semineri” ve aynı yıl Mimar Macit Kural’ın, Anıtlar Koruma Komisyonu’na sunduğu rapor gösterilebilir.

Seyahatlerim sırasında boş vakit buldukça esas ilgi alanım olan stalaktitler konusunda bilgi ve örnek topladım; bazen bütün bir gün bir stalaktitin geometrik kompozisyonunu çözmek için uğraştım. (Niğde Ak Medrese gibi). Bu arada klasik mimari detayları ile de ilgilendim ve bu detayları krokiler çizerek, ölçerek ve fotoğraflar çekerek belgeledim. Bu seyahatlerde yanıma aldığım kâğıt ve film miktarı sınırlıydı; her kâğıda mümkün olduğunca fazla çizim sığdırabilmek amacıyla sıkışık sıkışık çizerdim. Zaten çoğu detay tekrar ederek geliştiği için detayların yalnızca bir kısmını çizmek yeterli olurdu. Örneğin, sütun başlıklarını çizmek için bir daireyi sekize böler, her dilime ayrı bir başlığın detayını çizerdim. Fotoğraf çekerken de her pozu iyice düşünür, hiçbir kareyi ziyan etmemeye dikkat ederdim.

1957 yılından sonra serbest hayata atılarak kendi mimarlık büromu kurdum ve gene eski eser restorasyonu konusunda çalışmalarıma devam ettim. Bu sefer uygulamacı olarak, toplamış olduğum klasik mimari detaylarını kullandım, bunların yenilerini edindim, yeni fotoğraflar çektim ve böylece arşivimi giderek genişlettim. Elimdeki bazı detaylara bugün yeniden ulaşmak olanaksız değilse de çok zordur. Örneğin, Süleymaniye Camisi, Yeni Cami, Sultanahmet Camisi ve Selimiye Camisi’nin minare ve alem detaylarını bu camileri tamir ederken ve en önemlisi iş iskelesi kurulu iken aldım. Detaylı bir minare rölövesini Türkiye’de ilk ben çıkardım diyebilirim.

“Geçici” olarak seçmiş olduğum dal, hayatımın geri kalan kısmında esas uğraş alanım olarak kaldı. Elli sekiz yıllık meslek hayatımda, çoğunluğu stalaktitler ile ilgili olmak üzere, yaklaşık 2000 adet detay topladım ve bunlara ait eskizleri en basit şekli ile, her konu veya her şehir için bir zarf açarak, yaklaşık 80 adet zarf içinde tasnifledim. Seyahatler sırasında, eskizleri destekleyen 6x6 cm veya 6x9 cm boyutlarında yaklaşık 1000 adet negatif çektim ve bunları da zarflar içinde sakladım.

1964 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde mimarlık öğrenimine başlayan oğlum Bülent Uluengin, 1969 yılına kadar öğrenci olarak, daha sonra da mimar olarak gerek rölöve, gerek detay toplama, gerekse bunların çizimi konusunda bana yardımcı oldu; yapılan restorasyon işlerinin uygulama projelerini hazırladı ve bunların kontrol mimarlığını yaptı. Kendisi özellikle fotoğrafa ilgi duyduğundan, 1964’ten sonra bu işlerin ve detayların fotoğraflarının çekimini üstlendi.

1972 yılından sonra, Bülent’in sınıf arkadaşlarından restorasyona ilgi duyan Nihal (Yöney) Uluengin ile evlenmesi ile birlikte ailemizdeki mimar sayısı üçe çıktı. İleriki yıllarda zaman zaman, yalnız yurt içinde değil, Mekke ve Mostar gibi yurtdışındaki şehirlerde de, bir ekip olarak rölöve ve restorasyon işleri yaptık.

Benim, oğlumun ve gelinimin ardından torunum Mehmet Bengü Uluengin de 1996 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu.

1998 yılında, öğretim üyeleri olan Bülent ve Nihal ve yüksek lisans yapmakta olan Bengü zarflarla negatifleri incelediklerinde, eğitimde ve uygulamada yararlı olabileceğini düşünerek büyük bir emek ürünü olan bu detayları yayımlamak istediler. Bülent ve Bengü önce, içeriğini yalnızca benim bildiğim dosyalardaki bilgileri tasnif etmekle işe başladılar. Konu başlıklarını tesbit edip, her bir başlığın altına giren belgeleri listeledikleri bir veritabanı oluşturdular; böylece, hangi konuda ne kadar malzememiz olduğunu saptadılar. Daha sonra bu detayların daha özenli çizilmiş olanlarını ayıkladılar. Yayımlanabilir olanları tarayıcıdan geçirerek bilgisayara aktardılar. Ekranda detayın özüne dokunmadan sayfa düzenini yaptılar.

Diğer taraftan 1000 adet negatifi gözden geçirerek tasnif ettiler. Bu negatiflerden önce birer kontakt kopya alarak ilgili negatifi ilgili detay ile birleştirdiler ve bunlardan 13x18 cm boyutunda baskı aldılar. Her konunun fotoğrafı olmadığından, gerekli olabilecek fotoğrafları elde edebilmek amacıyla 1999 yılı Nisan ayında Kütahya, Afyon, Manisa, Edirne, Bursa ve İstanbul’da yeni fotoğraflar çektiler. Çizimlerle fotoğraflar birleştirildikten sonra metni yazdılar ve Bengü metni İngilizce’ye çevirdi. Böylece kitabın anahatları belirlenmiş oldu. YapıEndüstri Merkezi’nin konuyu ilginç bulup yayımlaması sonucunda da ortaya bu kitap çıktı.

Bu kitabı yalnız kapakta yer alan isimlere mal etmek doğru değildir. Bu kitap, aşağıda isimleri bulunan ve sevgi ve saygıya dayalı, huzurlu bir aile ortamı içinde bana yardımcı olan aile fertlerinin sayesinde gerçekleşebilmiştir. Bunun için sırasıyla, çalışmamı daima teşvik eden, ailemizin direği, elli sekiz yıllık eşim Gülma Uluengin’e, bu kitabın oluşumuna öğrenciliğinden itibaren katılan ve yayımlanmasını sağlayan meslekdaşım, oğlum, Dr. Y. Mimar Bülent Uluengin’e, yardımlarını hiç esirgemeyerek her konuda destek olan kızım Ayşe (Uluengin) Bayındır’a, olumlu eleştirileriyle katkıda bulunan meslekdaşım, gelinim, Dr. Y. Mimar Nihal (Yöney) Uluengin’e, şakacı tutumuyla beni en zorlandığım zamanlarda dahi gayretlendiren damadım Nejat Bayındır’a, gözbebeğim, ilk torunum Betül Bayındır’a, bu kitabın ortaya çıkışında büyük katkıları olan, meslekdaşım, ikinci torunum Y. Mimar Mehmet Bengü Uluengin’e, mimarlık öğrencisi, sevecen, en küçük torunum Kerem Uluengin’e ve bu kitabın Türkçe düzeltilerini yapan, ailemize şimdilik en son katılan, Bengü’nün eşi Mercan (Yurdakuler) Uluengin’e sonsuz ve içten teşekkürlerimi sunarım.

Bundan başka Austin Teksas Üniversitesi, Mimarlık Okulu, Tarihi Çevre Koruma Programı Başkanı Jeffrey M. Chusid İngilizce metni düzeltti, bir sunuş yazısı yazdı ve bir yabancının bakış açısıyla, gözden kaçırmış olabileceğimiz ayrıntıları tamamlamamızı sağladı. Meslekdaşım ve yakın dostum Y. Mimar Bedri Kökten dört adet eskizini kullanmama izin verdi. Burada her ikisine de ayrı ayrı teşekkür eder, mimar bir ailenin bilgi birikimlerinin ürünü ve ortak çalışması olarak, kitabın ilgililere yararlı olmasını dilerim.

 

Fatin Uluengin

Feneryolu, Ağustos 2001

 

 

Foreword

 

 

The Uluengins have lived in İstanbul for eight generations. Being able seamen, the men served most of those generations in the Ottoman Navy. Their love of the sea led them to choose Uluengin as a surname (Uluengin is a composite word rather difficult to translate into English; ulu means “old” or “great” while engin means “boundless;” both words are often used to refer to the sea).

Being not too fond of the sea myself, however, I chose a different path after graduating from Haydarpaşa Highschool in 1938 and entered the architecture program at the State Academy of Fine Arts. In those years, repair and preservation of historic monuments was gaining momentum under the leadership of masters such as Sedat Çetintaş,Macit Kural, Ali Saim Ülgen, and Mustafa Ayaslıoğlu. I graduated from the academy in 1943 and worked at the Directorate of National Real Estate for a year. Later I took a “temporary” position at the Directorate of Museums and ended up working there until 1948. My interest in historic monuments blossomed in those years, especially through the influence of Ali Saim Ülgen, whom I had gotten to know at the Academy of Fine Arts. After completing my military service between 19481949 I began to work as site manager at the General Directorate of Pious Foundations and stayed in that position until 1957.During my employment with the state,I was sent on four trips to Anatolia and Thrace in 1947, 1948, 1951, and 1952, the shortest of which lasted three months, to conduct research on historic monuments and oversee preservation work on site. During these trips I visited Ankara, Sivas, Kayseri, Niğde, Adana, Erzurum, Muş, Siirt, Birecik, Gaziantep, Malatya, Diyarbakır, Bitlis, Tatvan, Van, Ahlat, Mardin, Urfa, Harran, Ulukışla, Afyonkarahisar, Kütahya, Balıkesir, Bandırma, Bursa, Çorlu, Lüleburgaz, Babaeski, and Edirne. Traveling in Turkey in those years was difficult. I would usually take the train if my destination had a railroad connection; but I also had to travel on ferries, buses, taxis, trucks and offroad vehicles. In provincial towns such as Ahlat, the only means of transport to certain monuments was on beasts of burden. I often found myself traveling to the site on a donkey. Finding lodging at such places could also be a problem. If the town had a state or cityowned guesthouse, I would usually be able to stay there. If not, I had to stay in whatever was available in terms of hotels. Especially in the winter months,some parts of the trip would take much longer than expected. I would sometimes arrive at my destination hours past sunset, which meant that all the restaurants would be closed. Finding supper, in such cases, was left to chance. At the end of each trip, I would go to Ankara to submit my report (which I had usually drafted on the way) to the central offices of the Directorate before returning to İstanbul.

Somehow the state was able to allocate resources to the field of preservation despite the economic hardships Turkey was facing at the time. Some local authorities, of course, scoffed at the idea of preservation when there was so much to do in the way of rebuilding a country. But the importance of preservation for the national identity of Turkey was stressed in numerous reports drafted and seminars held during the 1930s, such as the “Seminar on National Architecture” organized in 1933 at the State Academy of Fine Arts under the leadership of Sedat Hakkı Eldem; Architect Macit Kural’s report to the Commission for the Preservation of Monuments prepared in the same year.

During these trips, whenever I found free time, I began documenting the fascinating architectural details found on the historic monuments in these cities. My main interest was (and still is) stalac tites; I sometimes would spend a whole day trying to understand the underlying geometric pattern of a stalactite. I documented countless examples of stalactites and other architectural features.I measured and photographed each detail thoroughly. Paper and film were hard to find in Turkey in those years, so I made the most of what little material I had. I would cram as many details as possible onto small pieces of paper and shoot each photograph only after carefully calculating the best angle. Many details are made of repeating parts; I would therefore only draw the repeating member. For a capital, for example, I would only draw oneeighth in plan. Thus, in a complete circle, I could fit the plans of eight capitals.

In 1957 I started my own contracting practice and started working freelance, again in the field of preservation. Now, as a contractor, I had the opportunity to build similar details to those I had been collecting for years. Meanwhile, I continued to expand my archive. Some of these details would be very difficult to measure again. I documented the minarets and finials of the Sultan Süleyman, Sultan Ahmet, Sultan Selim and Yeni Mosques while performing repairs on the bulidings, and more importantly, while scaffolding was erected around them. I was the first person to conduct the detailed survey of a minaret in Turkey.

The branch I had begun to work in “temporarily” became my field of specialization. Over 58 years, I documented almost 1000 details, mostly stalactites, and archived them in a total of 80 folders based on location. I also photographed these details using 6x6 cm and 6x9 cm negative film, and archived these in similar folders.

In 1964 my son Bülent Uluengin started his education in architecture at the State Academy of Fine Arts, and helped me (first as a student until 1969 and than as a professional thereafter) in documenting these details. He prepared the working drawings for restoration projects that I undertook and worked as a site superintendent. Due to his interest in photography he took on the task of photographing details and completed repair projects.

In 1972, with Bülent’s marriage to Nihal (Yöney) Uluengin, who also is an architect specializing in preservation, the number of architects in our family rose to three. In the following years, Nihal, Bülent and I worked as a team on several occasions, not just in Turkey but in sites as wide ranging as Mecca and Mostar. Following in our footsteps, my grandson Mehmet Bengü Uluengin also completed his education in architecture at the Mimar Sinan University (formerly State Academy of Fine Arts) in 1996.

When Nihal and Bülent (both scholars themselves) and Bengü inspected my archive in 1998, they thought its contents would be very useful for students and professionals alike, and that it should be published in some form. To this end, they sifted through the folders (with whose contents only I had been familiar) and started to assemble the material into a database. A list of different types of details began to emerge. These would later become the subject headings found in this volume. They determined the amount of information at hand, and selected those drawings suitable for publication. They digitized the selected examples and worked on their page layout.Meanwhile, they also went through my photoarchive of 1000 black and white negatives. They first made contact prints of all the negatives and matched them with the respective drawings. They made 13x18 cm prints for those that would be used in publication. They found that some of the details had never been photographed. They started photographing these, beginning in İstanbul and later going on trips to Kütahya, Afyon, Manisa, Edirne and Bursa. They later wrote the text, and Bengü translated this into English.

This book would not have been possible without a supportive family in which relations are based on love and respect. For this, I would like to thank, first and foremost, my wife Gülma Uluengin who has been by my side for 58 years. I would also like to thank Bülent Uluengin, my son and colleague, who contributed to this project since his years at architecture school, and made its publication possible; Ayşe (Uluengin) Bayındır, my daughter, for helping me in every way that she could; Nihal (Yöney) Uluengin, my daughterinlaw and colleague, for her constructive criticisms; Nejat Bayındır, my soninlaw, for his jokes which lifted my spirit even at times when I felt the most challenged; Betül Bayındır, my dear granddaughter; Mehmet Bengü Uluengin, my elder grandson and colleague, for the great contributions he made to this project; Kerem Uluengin, my devoted younger grandson who is on his way to becoming an architect; and Mercan (Yurdakuler) Uluengin, my granddaughterinlaw, and, for now, the last to join our family, for editing the Turkish text of this book.

Thanks are also due, in no less amount, to Jeffrey M. Chusid, head of the Preservation Program at the University of Texas at Austin, for editing the text, writing a preface and helping us make this book more understandable for nonTurkish readers. Last but not least, I would like to thank my friend and colleague Architect Bedri Kökten for allowing me to use four of his sketches. I take pride in presenting this volume as the joint work of a family of architects, and hope it will be useful to those interested.

 

 

Fatin Uluengin

Feneryolu/İstanbul, August 2001

Sunuş              

Önsöz

Giriş

Alemler

Babalar

Çörtenler

Geçiş Elemanları

Kapılar

Kemerler

Kubbeler

Lokma Parmaklıklar

Mihrablar

Minareler

Minberler

Nişler

Ocaklar

Pencereler

Silmeler

Stalaktitler

Süsleme Elemanları

Sütunlar

Şebekeler

Vaaz Kürsüleri

Sözlük

Dizin

 

------

 

Preface

Foreword

Introduction

Finials

Newel Posts and Stanchions

Water Spouts

Transition Elements

Doors

Arches

Domes

Knotted Grilles

Mihrabs

Minarets

Minbers

Niches

Fireplaces

Windows

Moldings

Stalactites

Decorative Elements

Columns

Traceries

Pulpits

Glossary

Index

  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin