Mimarlık ve Felsefe Seti (6 Kitap)

Mimarlık ve Felsefe Seti (6 Kitap)
  • 153,50 TL
    115,13 TL
    TRY
  • %25
  • Yayınevi

    : YEM Yayın

    Yazar

    :Kollektif

    Dil

    : Türkçe

    Barkod

    : 9786059633116

    Bu üründe kargo bedava

İlginizi çekebilecek ürünler

MİMARLAR İÇİN DELUEZE VE GUATTARİ

 
 
 
 
Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin yapıtları son zamanlarda diğer sanat dallarında olduğu gibi mimarlık ve tasarım alanlarında da geniş yankı bulmuş, birçok mimar ve mimarlık kuramcısına esin kaynağı olmuştur. Uygulamaya bakıldığında da, başvuru çerçevesini oluşturdukları avangard işlerin sayısının giderek arttığı görülmektedir. Bu iki düşünürün mimarlık ve tasarım dünyasının sözcük dağarında sıkça yer bulan kavramlarının yeterince anlaşılmadığı, çoğu zaman yalnızca söylem veya alıntı düzeyinde kaldığı söylenebilir.
 
 

Mimarlar için Heidegger 2 .Baskı

 

 
Martin Heidegger mimarlığın kendisini başlı başına bir düşünme konusu edinmiş, bununla da kalmayıp doğrudan mimarlara seslenen bir metin kaleme almış nadir düşünürlerden biridir. 1951’de Darmstadt’ta hıncahınç dolu bir konferans salonunda sunduğu ve sonradan “İnşa Etmek İskân Etmek Düşünmek” başlığıyla yayımlanan bu metin, bugüne dek Alvar Aalto’dan Steven Holl ve Peter Zumthor’a pek çok ünlü mimarın başvuru kaynaklarından biri olmuştur. Çağdaş mimarlık pratiğinin kendi iç sorunlarıyla hiçbir şekilde ilgilenmeksizin, genelde kabul gören önceliklerini ve sözde bilimsellik iddiası taşıyan kavramlarını temelden kusurlu bulduğu modern mimarlık anlayışına topyekûn meydan okuyan metin, radikal bir tavırla inşa, iskân ve yer kavramlarını yeni baştan tanımlayarak mimarlara insan varoluşuna “uygun” ve “sahici” bir mimarlık modeli önerir: teknoloji ve uzmanlık yerine deneyimi, matematiksel veriler yerine de duygu ve sezgileri esas alan bir mimarlık. Kimileri bu çağrıyı coşkuyla karşılarken, kimileri de bunu filozofun Nazizm ile bağının fikri temellerinin ifşası olarak görüp tümden reddetmiştir. Elinizdeki kitap, modern mimarlığa yöneltilmiş en köklü ve ciddi itirazlardan biri olarak bugün hâlâ çokça tartışılan bu metni, yazıldığı dönemin koşullarını, filozofun dünyası içindeki yerini ve aldığı tepkileri de dikkate alarak açımlamaya çalışıyor. Metinde geçen kavramların içerdiği anlam bütünlüğünü ortaya sermek üzere, Heidegger’in yine aynı dönemde yazmış olduğu iki metne daha bakıyor: “Şey” ve “…şiirsel biçimde, insan mesken tutar…” Ayrıca, Heideggerci mimarlık anlayışına günümüzde en yakın duran mimarlardan biri kabul edilen Peter Zumthor ve onun Vals’deki kaplıca binası üzerinde durarak, metnin mimarlık dünyasındaki tartışmaları ve uygulamaları nasıl etkilediğine ilişkin genel bir çerçeve sunuyor.
 
 
 

Mimarlar için Irigaray

 

 

 

“Mimarlar için Düşünürler” dizisinin bu üçüncü kitabında, Fransız feminizminin ve Kıta felsefesinin önemli isimlerinden biri olan ve ayrıca felsefe, psikanaliz ve dilbilim alanlarında yaptığı disiplinlerarası çalışmalarla tanınan Luce Irigaray’ın yapıtının mimarlığı ilgilendiren yönleri ele alınıyor. Irigaray’ın fikirlerinin beden, zaman-mekân, siyaset ve kültür bakımından değeri, mimarlığın yapılması, tartışılması ve deneyimlenmesine yönelik olarak her biri bir izleğe ayrılmış sekiz farklı bölümde irdeleniyor. Özellikle “cinsiyetli” mekânlarla ilgili fikirleri Irigaray’ın temel metinlerine göndermeyle izah edilmeye çalışılıyor.

 

Mimarlar için Irigaray, Irigaray’ın “cinsiyetli özneler” kuramını, erkeklerin ve kadınların mimarlığı nasıl farklı tarzlarda yaptıklarını ve mimari yapılarda nasıl farklı tarzlarda yaşadıklarını göstererek açıklıyor. Ayrıca insanlar, iç mekânlar ile dış mekânlar, görme ile dokunma, felsefe ile psikanaliz arasındaki kurulu ilişkilerin mimari biçimleri hakkındaki fikirlerini araştırıyor. Son olarak, mimari tasarım yapan tasarımcıların ve mimarlık kuramcılarının bu stratejilerle, kullanıcının fiziksel ve psikolojik gereksinimlerini gözeten etik mimarlıklar geliştirme olanağına ilişkin önerilerde bulunuyor.


 

 

 

MİMARLIĞIN ARZUSU : GEÇ AVANGARDI OKUMAK

 

 

Her biri kitabın sonunda açığa çıkması hedeflenen teorik bütünün kavramsal bileşenlerine işaret eden tematik başlıklar altında ayrı bir denemenin konusunu oluşturan dört mimarın (Aldo Rossi, Peter Eisenman, John Hejduk ve Bernard Tschumi) belli bazı projelerine yoğunlaşarak 1970’lerin ileri düzey mimarlık uygulamalarının genel karakterini ortaya çıkarmayı amaçlıyor. Söz konusu projeler modern mimarlık tarihinde yazarın “geç avangard” diye nitelendirdiği, mimarlığın kendisini başlı başına bir düşünme konusu haline getirerek varoluşunu ve temsil olanaklarını sorgulamaya giriştiği özgül ve belirleyici bir tarihsel uğrağın özneleri olarak karşımıza çıkıyor. Bu özneler imkânsızı arzuluyor, tüm simgesel sınırları zorlayarak, aşındırarak, ihlal ederek modern mimarlık pratiğinin olanakları, sınırlamaları, çatışkıları ve kapanımlarıyla birlikte belirli bir tarihsel uğrakta beliren bir arzu topoğrafyasının izini sürmemizi sağlayacak engin ve girift bir düşünme alanı açıyorlar.

 

 

 

TEKİL NESNELER: MİMARLIK VE FELSEFE

 

 

Kitap, bir filozof ve bir mimarın, Jean Baudrillard ve Jean Nouvel’in, kendi yapıt ve araştırmalarına kaynaklık eden “tekillik” motifi dolayımında gerçekleştirdikleri ufuk açıcı bir söyleşiden oluşuyor ve K. Michael Hays’in önsözüyle birlikte sunuluyor. Jean Nouvel ve Jean Baudrillard; mimar ve filozof çağımızı ilgilendiren temel, yakıcı sorunlara da değiniyorlar. Ütopyacı ruhu hortlatarak geleceğin şehrini hayal ediyorlar. Saydamlık ideali ya da ideolojisinin, siyasetten mimarlığa, hemen her alana nasıl yavaş yavaş nüfuz ettiğini soruşturuyorlar. Ve kadim mesele: özgür olmanın zorluğu… Mimarlık ve felsefe, daha önce hiç bu kadar açık ve kesin bir şekilde “karşı karşıya” gelmemişti.

 

 

Tenin Gözleri - Mimarlık ve Duyular 

 

 

“Tenin Gözleri: Mimarlık ve Duyular” adını taşıyan kitap, Finlandiya’nın önde gelen mimar ve mimarlık kuramcılarından Juhani Pallasmaa’nın imzasını taşıyor. İlk yayımlanışından bu yana bir mimarlık kuramı klasiğine dönüşen kitaba, Steven Holl’ün “İnce Buz” adını taşıyan önsözü eşlik ediyor.


Mimarlık esin verir, bağlanma yaratır, yaşamı berkitir. Peki, o halde kâğıt üzerinde ya da bilgisayar ekranında iyi görünen eskizler “ten”e büründüklerinde nasıl oluyor da bu kadar düş kırıcı olabiliyor?
Juhani Pallasmaa’ya göre sorun, mimarlık pratiği ve eğitimine nüfuz etmiş olan bugünün teknoloji eksenli tüketici kültüründe görsellik alanının başatlığından kaynaklanıyor. Dünya deneyimimiz beş duyunun bileşimiyle biçimlenir, oysa çağımızda mimarlık büyük ölçüde yalnızca bir duyu –görme– gözetilerek yapılıyor. Diğer duyu alanlarının bastırılması çevremizi yoksullaştırarak yalıtılmışlık ve yabancılaşma duygusu yaratıyor.


Tenin Gözleri ilk kez 1996’da yayımlandı. Çok geçmeden bir mimarlık kuramı klasiğine dönüştü ve dünyanın pek çok yerinde mimarlık okullarında ders kitabı olarak okutuldu. Kitap temelde iki uzun makaleden oluşuyor. İlki, Batı kültüründeki görsel paradigmanın tarihte Greklerden bu yana nasıl geliştiğini ve dünya deneyimi ve mimarlığın doğası üzerinde ne gibi etkileri olduğunu konu alıyor. İkincisiyse, sahici mimarlık deneyiminde diğer duyuların rolünü inceleyerek, aidiyet ve bütünleşme duygusunu olanaklı kılan çokduyulu bir mimarlığın yolunu gösteriyor.
 


Mimarlık, grafik tasarım ve sanat gibi birbirinden farklı kategorilerde yüzlerce kitap için tıklayın!
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin