İstanbulun Kaybolan Ahşap Konutları

İstanbulun Kaybolan Ahşap Konutları
  • 120,00 TL
    96,00 TL
    TRY
  • %20
  • Yayınevi

    : YEM Yayın

    Yazar

    :Reha Günay

    Baskı No

    : 2

    Baskı Tarihi

    : Şubat 2017

    Sayfa Sayısı

    : 290

    Dil

    : Türkçe

    Barkod

    : 9786054793396

    Bu üründe kargo bedava
    3 iş gününde kargoya verilir

İlginizi çekebilecek ürünler

15. ve 16. yüzyıldan günümüze Türk evi geleneğinin en sıradışı örneklerinin vücut bulduğu İstanbul, yakın zamana kadar koruduğu ahşap konut dokusunu ve buna paralel gelişen yaşama kültürünü bugün yitirmiş görünüyor. Bu geleneğin örneklerini eşsiz fotoğraf kareleriyle ölümsüzleştiren kitap, bu tipolojiyi ve ortaya çıkardığı konut dokusunu gelecek kuşaklara aktaracak önemli bir belgeleme çalışması olarak dikkat çekiyor. YEM Yayın’ın hazırladığı kitap, iki ana bölüme ayrılıyor. Birinci kısım ahşap konut yapımının tarihçesinden “Türk evi” kavramını mimari ve yapım tekniği açısından anlatıyor. Ardından da bu geleneğin günümüze kadar gelebilmiş seçkin örneklerini planlar, resimler, gravürler ve fotoğraflar eşliğinde sunuyor. İkinci kısım ise Reha Günay tarafından 1960 yılından günümüze kadar farklı tarihlerde çekilmiş 4.000’e yakın fotoğraf arasından seçilen 200’ü aşkın siyah-beyaz fotoğrafla İstanbul konut dokusunun izini semt semt sürmeye çalışıyor. İstanbul’un Kaybolan Ahşap Konutları, yalnızca bir yapı tipolojisi ya da yapım tekniğinin anlatımının ötesinde, bir dönemin ev yaşantısı ve sosyal ilişkileri hakkında da fikir veren, ayrıca “zamanın değişimini ve toplumun, ekonominin, teknolojinin, kentleşmenin nereden nereye gittiğini gösteren” bir belgeleme çalışması olmayı amaçlıyor. Prof. Dr. Reha Günay kitapta yer verdiği fotoğrafları şöyle anlatıyor: “Fotoğrafları hazırlarken ve seçerken evleri çevreleriyle beraber vermeye çalıştım. Bazen henüz yapılaşmamış ağaçlı yan parselle, bazen telefon ve elektrik direkleri ve telleriyle, pencerelerden uzanan soba boruları ve altına takılan is toplayıcı konserve kutularıyla, bunların bağlantı telleriyle, ahşap ev kaplamalarındaki çürümüş bir parçayı çıkarıp kendine yuva kurmuş karga ve güvercinleriyle, içinden otlar sarkan küçücük serçe yuvalarıyla daha sonraları çatılara konulan televizyon antenleriyle… Bütün bunlar o zamanki ev yaşantısının bir parçası olarak tarihe geçecek belgelerdir. Zaman zaman yıkılmış, bozulmuş ev resimleri de göreceksiniz. Yıkık evler yapım yöntemi hakkında bize önemli bilgiler verdiğinden benim çok beğendiklerim arasındadır. Ayrıca bozulan daha doğrusu apartmanlaşan bir çevre içinde kalan tek tük evler de o mahallenin eski dokusu hakkında bize bilgi verdiği gibi zamanın değişimini ve toplumun, ekonominin, teknolojinin, kentleşmenin nereden nereye gittiğini gösteren belgelerdir. İster ders alırsınız, ister ‘Değişim esastır başka türlüsü olamazdı’ der geçersiniz.”

 

Reha Günay Hakkında

 

1937’de İstanbul’da doğdu. 1960’da İTÜ Mimarlık Fakültesi’ni bitirdi. 1978’de İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde doktor unvanı aldı. 1987’de doçent, 1994’te profesör oldu. 1970-73 yılları arasında DGSA Mimarlık Yüksek Okulu’nda asistanlık yaptı. 1973-2004 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Restorasyon Anabilim Dalı’nda öğretim üyeliği yaptı. 2005’ten bu yana Yeditepe Üniversitesi’ndedir. 1978’den bu yana Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nda “Mimari Fotoğraf” dersleri vermektedir. Mimari fotoğraf alanında da uzun yıllardan beri çalışmaktadır.Adana Karatepe Açık Hava Müzesi koruma uygulamalarında çalışt›. Antalya Side Antik Tiyatrosu araştırma ve koruma projesinde öğrencileriyle birlikte 15 yıl çalıştı. Yöresel mimarlık alanında Antalya Ormana Köyü ile Elmalı’da, Safranbolu’da ve Japonya’da çalışmalar yaptı.


Mimarlık, grafik tasarım ve sanat gibi birbirinden farklı kategorilerde yüzlerce kitap için tıklayın!

İlk fotoğraf makineme 1950 yılında sahip oldum ama daha ciddi bir kamera için 1960 yılını beklemem gerekti. O yıl İTÜ’den mezun olduktan sonra, bir mimar olarak çevremi belgelemeye çalıştım. Kendi gözlerimle gördüğümü belgelediğim bir fotoğraf makinesi olmasaydı bu kitap da olmazdı. Bu durum pek çok kitap içinde geçerli. Toplama fotoğraflarla kitap yapmak en azından benim için olanaksız. Oturduğum sokak, okula gittiğim yollar, mahalleler hep ahşap evlerden oluşuyordu. Giderek kaybolan, yıkılıp yerine apartmanlar yapılan ahşap evler, fakültede de aldığımız eğitimle hep ilgimi çekmiştir. Fırsat buldukça sokaklarda dolaşır, mimari özelliği olan evleri arar, fotoğraflarını çekmeye çalışırdım.
 

Nitelikli evler aradığımdan, harabeye dönmüş veya onarılarak değişmiş, kat kat kiraya verilmiş evler, konaklar hep konu dışında kalırdı. Şimdi geriye baktığımda “Keşke sokak fotoğrafları çekseydim” diye düşünüyorum. Ahşap evlerin
oluşturduğu sokak perspektifleri; evler tek tek niteliksiz veya bozulmuş olsalar da çok güzeldi. Mimarlık diliyle organik bir yapıları vardı. Yakın zamana kadar fotoğraf da zor bir uğraştı. Ülkeye zaman zaman fotoğraf makinesi bile gelmedi. Ben kameralarımı hep yurtdışından getirttim. Objektif değiştiren, geniş açıları, teleobjektifleri olan kameralar da benim zamanıma göre yeni sayılır. Kaliteli film bulmak, doğru pozlandırmak sorunlu olsa da onları doğru banyo ettirmek, doğru baskı elde etmek adeta olanaksızdı. O nedenle pek çok kimse dia film çekiyor, özellikle Kodachrome ve banyo için yurtdışına yolluyordu. Çare olarak film yıkama, baskı yapma işlerini de kendim yüklendim. Bu zorluklar içinde sadece kendi olanaklarımla 1960 yılından bu zamana kadar evleri belgelemeye çalıştım. Bunun için bütçesi olan hiçbir proje veya sponsor yoktu. Aslında hâlâ da yok. O nedenle koca bir ahşap konut kültürü belgelenemeden yok oldu. Şimdiki dijital olanaklar o zaman olsaydı, belgeleme işi hem çok daha kolay hem de fazla olurdu. Size bu kitapta sunduklarım benim küçük koleksiyonumun bir parçası. Bu küçük dediğim koleksiyon, İstanbul’dan neredeyse üç dört bin kareyi içeriyor. Fotoğrafları hazırlarken ve seçerken evleri çevreleriyle beraber vermeye çalıştım. Bazen henüz yapılaşmamış ağaçlı yan parselle, bazen telefon ve elektrik direkleri ve telleriyle, pencerelerden uzanan soba boruları ve altına takıla 
is toplayıcı konserve kutularıyla, bunların bağlantı telleriyle, ahşap ev kaplamalarındaki çürümüş bir parçayı çıkarıp kendine yuva kurmuş karga ve güvercinleriyle, içinden otlar sarkan küçücük serçe yuvalarıyla daha sonraları çatılara konulan televizyon antenleriyle… Bütün bunlar o zamanki ev yaşantısının bir parçası olarak tarihe geçecek belgelerdir. Zaman zaman yıkılmış, bozulmuş ev resimleri de göreceksiniz. Yıkık evler yapım yöntemi hakkında bize önemli bilgiler verdiğinden benim çok beğendiklerim arasındadır. Ayrıca bozulan daha doğrusu apartmanlaşan bir çevre içinde kalan tek tük evler de o mahallenin eski dokusu hakkında bize bilgi verdiği gibi zamanın değişimini ve toplumun, ekonominin, teknolojinin, kentleşmenin nereden nereye gittiğini gösteren belgelerdir. İster ders
alırsınız, ister “Değişim esastır başka türlüsü olamazdı” der geçersiniz. Birkaç senede bir, alışkanlıkla aynı yerlere gittiğimden eğer kaldıysa aynı evin değişik evrelerini de belgelemiş oluyordum. Ben yine de en eski durumunu vermeye çalıştım.

 

Fotoğrafların açıklamalarında verilen tarihler fotoğrafların çekildiği tarihlerdir. Tarihi olmayan fotoğraflar ya yakın tarihli ya da çekim tarihleri not edilmemiş olanlardır. Bazen restorasyona uğramış(!) ibretlik evler de sunmayı denedim. İkinci kitaba bu konuda zaten “Kaybolan İstanbul” isimli bir bölüm de ilave edeceğim. Bütün evleri bir kitapta toplamak olası değil. Onun için yalılar ve ada evlerinin çoğu, eğer basılırsa ikinci kitaba kaldı. Türk evi deyince Sedad Hakkı Eldem’i anmamak olanaksız. O olmasaydı sanıyorum bu kitap da olmazdı. Sedad Hakkı Eldem daha 17-18 yaşlarında bütün dünya evlerinden farklı bu yapıların bilincinde olmuş ve bunları sistematik olarak belgelemiş. Ondan başka Türk evini kendine devamlı uğraş seçen bir kimse yok. Onun 1926 yılında başladığı gözlemler ve geriye giden araştırmalarla biz Türk evinin geçmişini, evrelerini, yapım yöntemlerini kolayca öğreniyoruz. Ben de ev
mimarlığının pek çok özelliğini onun kitaplarından öğrendim ve bu bilgilerden yararlandım. Böyle bir hazineyi reddetmek olanaklı değil zaten. Onun için bu kitabı Sedad Hakkı Eldem’e ithaf ediyorum. Sedad Hakkı Eldem’in öğretisiyle Anadolu’da bazı geleneksel kentlerde yöre mimarlığı çalışmaları yaptım, olanaklar ölçüsünde yayımlamaya çalıştım. Bu konu ne yazık ki bizim yayın dünyamızda
ilgi çekmiyor. Çok kısa bir süre sonra, Anadolu’yu gezen gençler geçmişten kalan bir örnek göremeyecekleri gibi fotoğraflarını da bulamayacaklar. O özgün mimarlık bütün ayrıntılarıyla gözümüzün önünde yok oluyor. Burada gördüğünüz fotoğraflar 55 yıl içinde çok çeşitli kameralarla çekildi. 35 mm formattan 4x5 inç’e oradan dijital kameralara kadar her türlüsü kullanıldı. Negatif ve pozitiflerin taramaları tarafımdan yapıldı; yoksa hiçbir yayınevi iki bin fotoğrafı dijital ortama aktartmazdı.

 

Bu yayının ortaya çıkmasını sağlayan YEM Yayın Yönetmeni Gülçin İpek’e, Yayın Sorumlusu Mesut Kaya’ya ve bize bu kitabı kazandıran Dekar Yapı ve Yatırım A.Ş.'ye teşekkür ederim.
 

Reha Günay
İstanbul, 2014

Önsöz
Giriş
Anılarımda Ahşap Evler
Sedad Hakkı Eldem’in Gözünden İstanbul Evleri
Türk Evi Geleneği
Türk Evi Nedir?
Yaşama Biçimi
Odalar
Türk Evi Plan Tipleri
Türk Evinde Ahşap Kullanımı
Ahşap Evin Tarih Boyunca Gelişimi
Türk Ahşap Evinin Kökeni Nerededir?
İstanbul Evleri
İstanbul Evlerinin Tarihsel Gelişimi
15. ve 16. Yüzyıl Evleri
17. Yüzyıl Klasik Osmanlı Evleri (Birinci Devir)
18. Yüzyıl Osmanlı Barok Dönemi Evleri (İkinci Devir)
Lale Devri
Rokoko Bezeme I. Mahmud (1730/1740-54)
Osmanlı Barok Mimarlığı
Rokoko Bezeme ve Barok Mimarlığı
19. Yüzyıl Ampir Evleri –Napolyon Dönemi Klasizmi– (Üçüncü Dev ir)
Avrupa Neoklasik Dönemi
Erenköy Tipi Evler
Art Nouveau
Osmanlı Neoklasik Dönemi
19. Yüzyılda İstanbul’da Vezir ve Devlet Adamlarının Konakları
Anadolu Yakası'ndan Ahşap Konut Örnekleri
Rumeli Yakası'ndan Ahşap Konut Örnekleri
Kaynakça
Dizin

  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi
  • YEM Kitabevi